
Türkiye Yapay Zekâya Hazır mı? Strateji Güçlü, Teknoloji Ekosistemi Zayıf
Oxford Insights Hükümet Yapay Zekâ Hazırlık Endeksi, Türkiye’nin politika üretme kapasitesi ile bu politikayı teknolojiye ve ekonomik değere dönüştürme gücü arasında belirgin bir açıklık bulunduğunu gösteriyor. Asıl mesele yeni bir strateji yazmak değil, uygulama kapasitesini ve üretim ekosistemini büyütmek.
Yayın Yılı
Küresel Sırası
Toplam Puanı
Puan Farkı
Türkiye yapay zekâya hazır mı? Bu soruya tek bir puan veya sıralamayla cevap vermek kolay, fakat yanıltıcıdır. Çünkü yapay zekâ hazırlığı yalnızca bir ülkenin strateji belgesine sahip olup olmadığını değil; kamu kapasitesini, teknoloji şirketlerini, insan kaynağını, veriyi ve dijital altyapıyı aynı anda ilgilendirir.
Oxford Insights tarafından yayımlanan Hükümet Yapay Zekâ Hazırlık Endeksi bu çok katmanlı yapıyı görünür kılmaya çalışıyor. Endeksin 2023 sonuçlarında Türkiye 193 ülke arasında 47’nci, 2024 sonuçlarında ise 188 ülke arasında 53’üncü sırada yer aldı. Toplam puan 60,51’den 60,63’e sınırlı biçimde yükselirken sıralamanın gerilemesi, diğer ülkelerin de hızla kapasite geliştirdiğini gösteriyor.
Daha önemlisi, Türkiye’nin alt bileşenleri aynı hikâyeyi anlatmıyor. Kamunun strateji, yönetişim ve dijital kapasitesi görece güçlü görünürken teknoloji sektörünün yenilik, insan sermayesi ve ticarileşme kapasitesi geride kalıyor. Türkiye’nin temel riski bu asimetride yatıyor: plan üretmek ile ürün üretmek arasında açıklık büyüyor.
Endeks neyi ölçüyor, neyi ölçmüyor?
Oxford Insights endeksi ilk kez 2017’de yayımlandı. 2023 ve 2024 sürümleri, hükümetlerin yapay zekâyı kamu hizmetlerinde sorumlu ve etkili biçimde kullanabilmesi için gerekli kapasiteyi üç ana sütunda değerlendirdi: Hükümet, Teknoloji Sektörü ile Veri ve Altyapı. Ülke puanı, bu sütunların altındaki boyut ve göstergelerin bileşiminden oluşuyordu.
Endeks bir ülkede kaç yapay zekâ modelinin üretildiğini veya şirketlerin ne kadar gelir elde ettiğini tek başına ölçmez. Aynı şekilde yalnızca kamu kurumlarında kaç yapay zekâ projesi bulunduğunu da saymaz. Esas olarak devletin yapay zekâyı kamu yararına kullanmasını mümkün kılacak kurumsal ve ekonomik zemini karşılaştırır.
Bu nedenle yüksek puan, yapay zekânın her alanda başarıyla uygulandığı anlamına gelmez. Düşük puan da ülkede değerli şirket veya araştırmacı bulunmadığını göstermez. Endeks bir sonuç karnesinden çok, kapasite haritası ve erken uyarı aracı olarak okunmalıdır.
Vizyon, yönetişim ve uygulama kapasitesi
Ulusal strateji, veri koruma, etik ilkeler, hesap verebilirlik, çevrim içi kamu hizmetleri ve kamunun değişime uyum gücü değerlendirilir.
Yenilik, ölçeklenme ve insan sermayesi
İş ortamı, Ar-Ge kapasitesi, teknoloji şirketleri, girişimcilik, beceriler ve yapay zekâ çözümü üretebilecek özel sektör zemini incelenir.
Bağlantı, veri ve hesaplama zemini
Telekom altyapısı, internet erişimi, veri bulunabilirliği, temsil gücü, istatistik kapasitesi ve gelişen teknoloji altyapısı ölçülür.
Türkiye’nin sıralaması neden düz bir başarı hikâyesi değil?
Türkiye 2021’de 53’üncü sıradaydı. 2022’de 49’unculuğa, 2023’te 47’nciliğe yükseldi. Bu hareket, özellikle ulusal strateji, dijital kamu kapasitesi ve veri altyapısındaki gelişmenin toplam puana katkı verdiğini gösterdi. Dört yıllık karşılaştırmada toplam puan 55,49’dan 60 puanın üzerine çıktı.
Ancak 2024’te toplam puan 60,63’e yükselmesine rağmen küresel sıra 53’e geriledi. Bunun anlamı Türkiye’nin mutlak olarak gerilemesinden çok, karşılaştırmalı yarışta yeterince hızlı ilerlememesidir. Yapay zekâ hazırlığında durağan kalmak, diğer ülkeler hızlandığında göreli gerilemeye dönüşür.
Sıralamaları yorumlarken kapsanan ülke sayısının ve gösterge setinin yıllar arasında değişebildiği de unutulmamalıdır. Bu nedenle yalnızca sıra numarasına değil, toplam puana, sütun puanlarına ve yöntem notlarına birlikte bakmak gerekir.
| Yıl | Küresel sıra | Toplam puan | Hükümet | Teknoloji | Veri & altyapı |
|---|---|---|---|---|---|
| 2021 | 53. | 55,49 | 71,41 | 39,05 | 55,99 |
| 2022 | 49. | 58,97 | 75,48 | 39,93 | 61,50 |
| 2023 | 47. | 60,51 | 75,08 | 42,32 | 64,13 |
| 2024 | 53. | 60,63 | 70,73 | 45,13 | 66,02 |
Türkiye’nin puanı yükselirken sırası geriledi. Yapay zekâ yarışında ilerlemek yetmiyor; diğer ülkelerden daha hızlı kapasite üretmek gerekiyor.
2023 profili: strateji güçlü, üretim kapasitesi zayıf
Türkiye’nin 2023 Hükümet sütunu puanı 75,08’di. Bu başlık, ulusal yapay zekâ vizyonu, veri koruma ve siber güvenlik zemini, etik ve hesap verebilirlik çerçevesi, çevrim içi kamu hizmetleri, kamunun dijital kapasitesi ve değişime uyum yeteneği gibi unsurları kapsar. Türkiye’nin en güçlü alanının burada olması, politika üretme ve dijital kamu hizmeti altyapısındaki birikimin sonucudur.
Teknoloji Sektörü puanı ise 42,32’de kaldı. Bu sütun yalnızca teknoloji şirketlerinin sayısını değil; iş ortamını, yenilik kapasitesini, Ar-Ge’yi, girişim sermayesini, insan sermayesini ve geliştirilen çözümlerin ölçeklenebilmesini birlikte ele alır. Hükümet ile teknoloji sütunları arasındaki 32,76 puanlık fark, stratejinin ekonomik ve teknolojik çıktıya dönüşmesindeki temel darboğazı görünür kılıyor.
Veri ve Altyapı puanı 64,13 ile iki sütunun ortasında yer aldı. Türkiye’nin geniş dijital hizmet tabanı ve bağlantı kapasitesi avantaj yaratıyor. Buna karşılık yüksek performanslı hesaplama, bulut ve veri merkezi kapasitesi, nitelikli ve temsil gücü yüksek veri setleri, açık veri kalitesi ve maliyet erişilebilirliği yapay zekâ ölçeğini sınırlayabiliyor.
2024 güncellemesi hangi sinyali veriyor?
2024’te Türkiye’nin Teknoloji Sektörü puanı 45,13’e, Veri ve Altyapı puanı 66,02’ye çıktı. Buna karşılık Hükümet puanı 70,73’e geriledi. Toplam puanın neredeyse yatay kalması, güçlü ve zayıf alanların birbirini dengelediğini; fakat belirleyici bir sıçrama üretilemediğini gösteriyor.
Teknoloji puanındaki iyileşme olumlu olmakla birlikte 2024’te de üç ana sütun içindeki en düşük değer olmayı sürdürdü. Türkiye’nin politika kapasitesi ile özel sektörün araştırma, ürünleştirme ve küresel ölçek oluşturma kapasitesi arasındaki fark kapanmaya başlamış olsa da hâlâ büyüktür.
2025 endeksi ise yöntemi önemli ölçüde değiştirdi. Yeni çerçeve; Politika Kapasitesi, Yönetişim, Yapay Zekâ Altyapısı, Kamu Sektörü Benimsemesi, Geliştirme ve Yayılım ile Dayanıklılık olmak üzere altı sütun kullanıyor. Bu nedenle 2025 puanlarını eski üç sütunlu seriyle doğrudan toplamak veya farkı yalnızca performans değişimi saymak doğru değildir.
Sıralama değişimi tek başına performans değişimi değildir.
Ülke kapsamı, göstergeler, veri kaynakları ve ağırlıklar değiştiğinde seri kırılması oluşabilir. Yönetim kurulları ve kamu karar vericileri endeksi hedef değil; kararları besleyen karşılaştırmalı bir gösterge olarak kullanmalıdır.
Regional Analysis: Türkiye hangi bölgede?
Oxford Insights, 2024 bölgesel analizinde Türkiye’yi “Güney ve Orta Asya” grubunda sınıflandırıyor. Bu sınıflandırma siyasi veya kültürel aidiyet iddiası değil, raporun karşılaştırma metodolojisinde kullandığı coğrafi gruplamadır. Türkiye farklı uluslararası endekslerde Avrupa, MENA veya geniş Asya kümelerinde yer alabilir.
Güney ve Orta Asya bölgesi 2024’te 42,28 ortalama puanla dokuz bölge arasında sekizinci sıradaydı. Hindistan 62,81 puan ve küresel 46’ncılıkla bölge lideri olurken Türkiye 60,63 puan ve 53’üncülükle ikinci, Özbekistan ise 53,45 puan ve 70’incilikle üçüncü sırada yer aldı.
Türkiye’nin bölge ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bulunması olumlu; ancak doğru kıyas kümesi yalnızca bölge liderliği değildir. Türkiye’nin ekonomik ölçeği, OECD üyeliği, Avrupa ile entegrasyonu ve teknoloji ihracatı hedefleri dikkate alındığında Batı Avrupa, Doğu Avrupa, Körfez ve önde gelen Asya ekonomileriyle de karşılaştırılması gerekir.
62,81 · Küresel 46.
Geniş teknoloji ve insan kaynağı ekosistemiyle bölge lideri.
60,63 · Küresel 53.
Kamu kapasitesi güçlü; teknoloji ekosisteminde ölçek açığı sürüyor.
53,45 · Küresel 70.
Strateji ve altyapı yatırımlarıyla hızlanan bölgesel takipçi.
Türkiye’nin güçlü tarafları nerede?
İlk güçlü alan strateji ve kurumsal vizyondur. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, dijital dönüşüm gündemi ve kamu hizmetlerinin çevrim içi sunumundaki tecrübe, yapay zekânın kamu kullanımına aktarılabileceği bir başlangıç zemini oluşturuyor. E-Devlet ölçeği de pilot uygulamaların geniş kullanıcı tabanına ulaşabilmesi açısından önemli bir avantajdır.
İkinci güçlü alan genç ve teknolojiye açık nüfusla birlikte oluşan insan kaynağı potansiyelidir. Üniversiteler, teknoparklar, savunma sanayii, finansal teknolojiler ve oyun sektörü; veri bilimi ve yazılım yetkinliklerinin gelişebileceği kümeler yaratıyor. Türkiye’nin asıl fırsatı bu dağınık kapasiteyi ortak araştırma ve ürün programlarına bağlayabilmesidir.
Üçüncü avantaj büyük ve çeşitlenmiş iç pazardır. Sağlık, tarım, afet yönetimi, üretim, lojistik ve finans gibi alanlarda yerli çözümlerin gerçek ölçekli sorunlar üzerinde test edilebilmesi mümkündür. Kamu, iyi tasarlanmış satın alma ve düzenleyici deney alanlarıyla iç pazarı teknoloji şirketleri için ilk müşteri ve referans pazar hâline getirebilir.
Zayıf taraflar neden teknoloji ekosisteminde yoğunlaşıyor?
Yapay zekâ değer zinciri yalnızca yazılımdan oluşmuyor. Hesaplama gücü, veri merkezleri, bulut hizmetleri, çip erişimi, kaliteli veri, araştırmacı, girişim sermayesi ve küresel satış kanalları aynı sistemin parçalarıdır. Bu halkalardan biri zayıf olduğunda iyi fikirler laboratuvar veya pilot aşamasında kalabilir.
Türkiye’de erken aşama girişim üretme kapasitesi bulunmasına rağmen büyüme sermayesi, uluslararası müşteri erişimi ve araştırmadan ürüne geçiş mekanizmaları sınırlı kalabiliyor. Nitelikli insan kaynağının yurt dışına yönelmesi, şirketlerin uzun vadeli Ar-Ge ekipleri kurmasını zorlaştırıyor.
Veri tarafında temel sorun yalnızca miktar değildir. Verinin güncelliği, birlikte çalışabilirliği, hukuki kullanım zemini, anonimleştirme kalitesi ve temsil gücü belirleyicidir. Kamu verisinin güvenli biçimde kullanıma açılmaması, yerli modellerin ve kamu çözümlerinin geliştirilmesini yavaşlatabilir.
Türkiye’nin yapay zekâ riski stratejisizlik değil; stratejinin hesaplama gücüne, ürüne, verimliliğe ve ihracata dönüşme hızının düşük kalmasıdır.
Ne yapılmalı? Altı boyutlu uygulama gündemi
İlk öncelik stratejiyi ölçülebilir bir uygulama portföyüne çevirmektir. Her hedef için bütçe, sorumlu kurum, zaman çizelgesi, çıktı göstergesi ve kamuya açık ilerleme raporu bulunmalıdır. “Yapay zekâ kullanılacak” ifadesi yerine hangi hizmette hangi sorunun, hangi veriyle ve hangi başarı ölçütüyle çözüleceği tanımlanmalıdır.
İkinci öncelik teknoloji ekosistemini kamu alımları ve büyüme sermayesiyle ölçeklemektir. Kamu, yerli çözümü koşulsuz koruyan değil; güvenlik, performans ve birlikte çalışabilirlik standartları üzerinden ilk müşteri olan bir model kurmalıdır. Başarılı pilotların kurumsal sınırları aşarak yaygınlaştırılması ayrı bir bütçe ve yönetişim süreci gerektirir.
Üçüncü öncelik veri ve hesaplama altyapısını stratejik kapasite olarak yönetmektir. Yüksek performanslı hesaplama erişimi, güvenli bulut, sektörel veri alanları, açık veri standartları ve bağımsız model değerlendirme altyapısı birlikte ele alınmalıdır. Yalnızca donanım satın almak, veri ve yetenek yoksa yapay zekâ egemenliği üretmez.
Stratejiyi sonuç sözleşmesine dönüştürün
Her hedefe bütçe, sahip, takvim ve ölçülebilir kamu yararı göstergesi bağlayın.
Ortak ve erişilebilir kapasite kurun
Üniversite, girişim ve kamu için güvenli yüksek performanslı hesaplama erişimi sağlayın.
Sektörel güvenli veri alanları oluşturun
Sağlık, tarım, afet ve sanayi verisini standart, anonim ve denetlenebilir biçimde kullanıma açın.
İnsan kaynağını üretim çevresinde tutun
Araştırmacı kariyeri, tersine beyin göçü, doktora-sanayi programları ve rekabetçi çalışma koşulları geliştirin.
Pilottan yaygın kullanıma geçişi finanse edin
Kamu alımı, büyüme sermayesi ve ihracat desteğini doğrulanmış çözümler etrafında birleştirin.
Risk ve performansı bağımsız test edin
Algoritmik etki, güvenlik, ayrımcılık, mahremiyet ve model dayanıklılığı için denetim standardı kurun.
Yönetim kurulları için risk perspektifi
Ülke düzeyindeki hazırlık açığı şirket bilançolarına da yansır. Yurt dışı bulut ve model sağlayıcılarına aşırı bağımlılık; fiyat, kur, hizmet sürekliliği ve veri egemenliği riski yaratabilir. Yetenek kıtlığı projelerin maliyetini yükseltirken mevzuat belirsizliği yatırım kararlarını erteletebilir.
Yönetim kurulları yapay zekâyı yalnızca verimlilik projesi olarak değil, üçüncü taraf, siber güvenlik, kişisel veri, model riski, fikrî mülkiyet ve iş sürekliliği başlıklarıyla birlikte ele almalıdır. Kurumun hangi kritik süreçte hangi modele, veriye ve altyapı sağlayıcısına bağımlı olduğu açıkça haritalanmalıdır.
Kamu tarafında da benzer bir yaklaşım gerekir. Ulusal yapay zekâ kapasitesi sadece sıralama yükseltmek için değil; kritik hizmetleri dış şoklara karşı sürdürülebilir kılmak, verimliliği artırmak ve toplumsal güveni korumak için geliştirilmelidir.
Yapay zekâ hazırlığını teknoloji bütçesiyle sınırlamayın.
Gerçek hazırlık; veri sahipliği, yetenek sürekliliği, tedarikçi bağımlılığı, model güvenliği, mevzuat uyumu ve iş sonuçlarının birlikte yönetilmesidir. Kurumun yapay zekâ envanteri, risk envanterinin parçası olmalıdır.
Sonuç: Türkiye’nin sorunu vizyon değil, dönüşüm hızı
Endeks sonuçları Türkiye’nin yapay zekâ konusunda başlangıç noktasında olmadığını gösteriyor. Kamu stratejisi, dijital hizmet kapasitesi, girişimcilik tabanı ve geniş iç pazar önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajlar teknoloji üretimi ve küresel ölçek için yeterli hızda bir araya getirilemiyor.
2021–2023 arasında iyileşen sıralamanın 2024’te gerilemesi önemli bir uyarıdır. Toplam puanın yükselmesi tek başına yeterli değildir; diğer ülkeler altyapı, yetenek ve teknoloji şirketlerini daha hızlı geliştiriyorsa göreli konum zayıflar.
Türkiye için doğru hedef yalnızca yapay zekâyı kullanan kamu kurumları oluşturmak değildir. Güvenilir modeller geliştiren, bunları ölçeklendiren, kritik sektörlerde verimlilik üreten ve küresel pazara satan bir ekosistem kurmak gerekir. Strateji ancak ürüne ve kamu yararına dönüştüğünde kapasiteye dönüşür.
Türkiye yapay zekâyı yalnızca kullanan bir ülke mi olacak; yoksa geliştiren, denetleyen ve ihraç eden ülkeler arasına mı girecek?
Kaynak ve yöntem notu: Oxford Insights, Government AI Readiness Index 2021; 2022 Raporu; 2023 Raporu; 2024 Raporu ve 2025 Endeks ve Metodoloji Sayfası. 2025’te yöntem üç ana sütundan altı sütuna değiştiği için eski seriyle doğrudan puan karşılaştırması yapılmamıştır.
Teknolojiyi yalnızca fırsat olarak değil, risk kapasitesi olarak okuyun.
Yapay zekâ, jeopolitik risk, kurumsal dayanıklılık ve kamu politikalarını karşılaştırmalı analizlerle takip edin.
Altın 101 — Küresel Ekonomide Paradan Rezerv Stratejisine
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı’nın altını para tarihi, merkez bankacılığı, rezerv yönetimi, jeopolitik ve risk perspektifiyle ele alan kapsamlı kitabı yayımlandı.
Bir yanıt yazın