Türkiye Risk Raporu Serisi VII

Türkiye Risk Raporu 2026

Fasit Dairenin İçinde: Toplumsal Çözülmeden Stratejik Dönüşüme

Türkiye Risk Raporu’nun 7. serisi olan 2026 yılı raporu ile yeniden sizlerle birlikteyiz.

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik, toplumsal, teknoloji, çevresel ve jeopolitik riskleri çok boyutlu biçimde tanımlamak, olasılık ve etki düzeylerine göre değerlendirmek ve hem kamu karar vericilerine hem de özel sektör üst yönetimlerine stratejik yol gösterici bir belge sunmaktır.

Türkiye Risk Raporu, yayımlandığı ilk günden bu yana binlerce profesyonel tarafından takip edilen, faaliyet raporlarında atıf alan, akademik çalışmalara konu olan ve Türkiye’nin risk gündemini şekillendiren referans bir kaynak haline gelmiştir.

Bu rapor, yalnızca riskleri sıralayan bir belge değil, aynı zamanda bir ülkenin dayanıklılık kapasitesini ve kurumsal farkındalık düzeyini yansıtan bir göstergedir.

2024 yılı raporunda ana tema ’Geleceğini Kaybeden Ülke’, 2025 yılı ana teması ise ‘Toplumsal Risklerin Yükselişi mi? Toplumun Çöküşü mü?’ şeklindeydi. Bu yılın teması ise ‘Fasit Daireye Hapsolmuş: Birey ve Türkiye’.

Küresel Arka Plan: Risklerin Yeniden Kodlandığı Dönem

2026 yılı, küresel ölçekte kırılgan dengelerin yılıdır.

ABD’de başlayan yeni Trump dönemiyle birlikte ticaret savaşları, gümrük tarifeleri ve küresel üretim zincirleri yeniden şekillenmektedir. Avrupa Birliği tarafında Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) yürürlüğe girmiş, bu da Türkiye gibi ihracat odaklı ekonomiler için yeni maliyetler ve öte yandan fırsatlar doğurmuştur.

Enerji arz güvenliği, yapay zekânın hızla yükselen etkisi, göç dalgaları ve jeopolitik kutuplaşma, küresel belirsizliği derinleştirmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye’nin jeopolitik konumu risk ile fırsat arasında ince bir çizgide durmaktadır: Bir yandan Avrupa’ya entegrasyon noktasında çevre ülke olarak öne çıkarken, diğer yandan bölgesel istikrarsızlıklar ve içsel politik belirsizlikler, ülkenin “denge üretme kapasitesini” sınamaktadır.

Ulusal Görünüm: Ekonomiden Toplumsal Çözülmeye

2026 yılı Türkiye Risk Raporu sonuçları, önceki yıllardan farklı olarak ekonomik kırılganlıktan çok toplumsal çözülme risklerine dikkat çekmektedir.

Raporda yer alan ilk 10 riskin 8’i toplumsal temalıdır:

  • Medya yankı odaları ve “sahte haberler”
  • Eşitsizliğin derinleşmesi
  • Fikir özgürlüklerine müdahale
  • Derin yoksulluk
  • Sivil alanın daralması
  • İnsan hakları ihlalleri
  • Beyin göçü
  • İşsizlik

Bu tablo, uzun süre devam eden ekonomik krizlerin artık yalnızca finansal değil, sosyopolitik bir krize dönüştüğünü göstermektedir.

2024 ve 2025’te temelleri atılan bu yönelim, 2026 itibarıyla “toplumsal istikrarsızlık – ekonomik baskı – yönetişim erozyonu” üçgeninde kalıcı hale gelmiştir.

.. devamı raporda …

2026 İlk 10 Risk

1. Medya yankı odaları ve “sahte haberler” riski (Toplumsal Risk)
73,86 value
2. Eşitsizliğin derinleşmesi (Toplumsal Risk)
73,03 value
3. Fikir özgürlüklerine müdahale (Toplumsal Risk)
72,36 value
4. Ülkeler arasındaki ekonomik çatışmalar (Jeopolitik Risk)
72,25 value
5. Derin ya da yaygın yoksulluk (Toplumsal Risk)
71,75 value
6. Anayasa ve sivil toplumun erozyonu (Toplumsal Risk)
71,11 value
7. Jeopolitik istikrarsızlık (Jeopolitik Risk)
70,56 value
8. İnsan haklarının ihlali (Toplumsal Risk)
70,52 value
9. Beyin göçü (Toplumsal Risk)
69,08 value
10. İşsizlik (Toplumsal Risk)
67,75 value

Etki: İlk 10 Risk

Olasılık: İlk 10 Risk

Ulusal Risk Envanteri

Risk Haritası 2026

İşletme Seviyesinde Riskler

İş Dünyası Gündemi

İş Dünyası Gündemi

Makrodan Mikroya Geçiş: Risklerin Katmanlı Yapısı

Türkiye Risk Raporu 2026 genel sıralamasında ilk on riskin tamamına yakını toplumsal ve jeopolitik nitelikli risklerden oluşmaktadır: “Sahte haberler ve medya yankı odaları”, “eşitsizliğin derinleşmesi”, “fikir özgürlüklerine müdahale”, “ülkeler arası ekonomik çatışmalar” ve “yaygın yoksulluk” gibi başlıklar, risklerin toplumsal dokuyu tehdit eden yönüne işaret etmektedir. Buna karşılık, işletme bazlı tehdit algısında enflasyon (3,86), makroekonomik oynaklık (3,68) ve siber riskler (3,38) gibi doğrudan operasyonel sürdürülebilirliği etkileyen faktörler öne çıkmaktadır.

Bu durum, makro ölçekte toplumsal güven erozyonunun, mikro ölçekte ekonomik istikrarsızlık ve maliyet baskılarına dönüştüğünü göstermektedir.

İşletme Gerçekliği: Ekonomik Belirsizlik ve Teknolojik Riskler

Genel risk sıralamasında “yüksek enflasyonun devamı” 23. sırada yer almasına rağmen, işletmeler nezdinde birinci sıradaki tehdit olarak algılanmaktadır. Benzer şekilde “enerji maliyetleri” ve “döviz krizi” genel tabloda orta sıralarda görülse de, işletmeler açısından doğrudan nakit akışı, finansman ve üretim maliyetleri üzerindeki etkileri nedeniyle üst sıralarda yer almaktadır.

Bu farklılaşma, makro politika düzeyinde sosyal ve yönetişim temelli risklerin ön plana çıkarken, işletme düzeyinde maliyet, teknoloji ve finansal risklerin daha belirleyici hale geldiğini ortaya koymaktadır. Özellikle “siber riskler” ve “dijital riskler”in ilk beş tehdit arasında yer alması, kurumların dijital dönüşüm sürecinde güvenlik ve dayanıklılık konularına giderek daha fazla odaklandığını göstermektedir.

Stratejik Yorum: Risklerin Toplumsaldan Kurumsala Yansıması

Genel risk sıralaması “toplumsal istikrarsızlık ve güven erozyonu” temasını öne çıkarırken, işletme tehdit algısı “uyum, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik” ekseninde şekillenmektedir.

Bu tablo, Türkiye’de risk gündeminin artık yalnızca jeopolitik veya ekonomik faktörlerle değil, aynı zamanda toplumsal kırılganlıklar, yetenek kaybı, dijital dönüşüm ve tedarik zinciri güvenliği ile birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Dolayısıyla 2026 yılı itibarıyla, risk yönetiminde makro politikaların istikrarı kadar mikro ölçekte kurumsal adaptasyon kapasitesi de belirleyici hale gelmiştir.

… devamı raporda …

Orta ve Uzun Vadeli Riskler

5 Yıllık Projeksiyonda Riskler

Genel risk envanterine ek olarak son yıllarda 5 yıllık projeksiyondan 14 adet riskte analizlere dahil edilmektedir.

Genel sıralamada yer alan 22 riske ek olarak 5 yıllık projeksiyondan da 14 risk analizlere dahil edilmektedir. 1 risk kesişim kümesinde yer aldığı için nihai toplam risk adedi 35 risk olmaktadır.

Bu çerçevede gelecek 5 yıllık projeksiyonun oluşturması açısından sorgulanan riskler aşağıda sıralanmaktadır:

1.Jeopolitik istikrarsızlık

2.Ekonomik çatışmalar, ambargo ve yaptırım uygulamaları

3.Zorunlu göç ve devamı

4.Reel sektörde iflaslar

5.Ekonomik kriz

6.Yüksek enflasyon beklentisi

7.Enerji krizleri

8.Yapay zeka ve otomasyonun iş gücüne olumsuz etkisi riski

9.Enerji arzı güvenliği

10.Enerji krizlerinin işletme maliyetleri üzerindeki baskısı tedarik zinciri aksaklıkları

11.Tedarik zinciri aksaklıkları

12.Dövize erişim problemleri

13.İnovasyonda geride kalma

14.Yaptırımlarla karşılaşma

… devamı raporda …

Fasit Daire Metaforu: Türkiye’de Memnuniyetin Kısır Döngüsü

Toplumsal Beklentiler

  1. Döngüsel Bir Memnuniyetsizlik Haritası

2026 yılı bulguları, Türkiye toplumunun “memnuniyet döngüsü” içinde sıkıştığını göstermektedir. Gelecek beklentisinde yalnızca %17’lik bir kesim umutlu bir tablo çizerken, %55’lik çoğunluk olumsuz, %27’lik bir grup ise kararsız kalmıştır. Bu tablo, ekonomik kırılganlık, siyasi belirsizlik ve toplumsal güven eksikliğinin bireylerin geleceğe bakışını doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır.

  1. Ekonomi Merkezli Umutsuzluk

Memnuniyet verilerinin merkezinde ekonomik koşullar yer almaktadır. Katılımcıların yalnızca dörtte biri gelir düzeyinden memnunken, %51’i ekonomik koşullardan olumsuz etkilendiğini ifade etmiştir. Enflasyon, fiyatlama baskısı, reel ücretlerdeki erime ve krediye erişim sorunları; bireylerin sadece harcama davranışlarını değil, aynı zamanda yaşam planlarını da yeniden şekillendirmektedir. Bu durum “ekonomik performans memnuniyeti”nin, bireysel mutluluk göstergeleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu teyit etmektedir.

  1. Çalışma Hayatında Belirsizlik ve Doyum Eşiği

Katılımcıların yarıya yakını iş yaşamından memnun olduğunu belirtse de, bu oran istikrar ve aidiyet duygusunun zayıflığı nedeniyle kırılgandır. Uzaktan çalışma sonrası yeniden ofise dönüş, performans belirsizliği, ücret artışlarının enflasyon karşısında yetersizliği ve kariyer ilerleme tıkanıklıkları, özellikle orta kuşak çalışanlarda “gizli memnuniyetsizlik” oluşturmuştur. Bu tablo, istihdam piyasasında görünmeyen bir tükenmişlik eğilimini işaret etmektedir.

  1. Sosyal ve Sağlık Boyutunda Zayıflama

Sosyal hayatta memnuniyet yalnızca %30 seviyesindedir; bu oran, toplumda artan kutuplaşma, güven eksikliği ve bireyselleşme eğilimleriyle yakından ilişkilidir. Sağlık alanında ise katılımcıların üçte biri yaşam kalitesinden memnunken, dörtte biri memnun olmadığını belirtmiştir. Artan özel sağlık maliyetleri, psikolojik yorgunluk ve çevresel stres unsurları bireysel iyilik halini sınırlamaktadır.

  1. Fasit Dairenin Kırılması: Güven, Öngörülebilirlik, İstikrar

Genel tablo, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısında “fasit daire” niteliğinde bir döngüye işaret ediyor: düşük memnuniyet → düşük güven → düşük yatırım ve motivasyon → yeniden düşük memnuniyet.

Bu döngünün kırılabilmesi için bireylerin ekonomik ve sosyal alanda yeniden öngörülebilirlik, adalet duygusu ve yönetişim güveni hissetmeleri gerekmektedir. Aksi halde bireysel memnuniyet değil, toplumsal dayanıklılık da giderek zayıflamaktadır.

… devamı raporda …

Beyaz Perdeye Yansıyan Riskler

Türk Sineması Üzerinden Risk Haritası

Türk sineması, toplumsal değişimlerin ve krizlerin en çarpıcı yansımalarını filmler üzerinden bize anlatmaktadır.

Yönetmenler ve senaristler, bireysel çıkmazlardan toplumsal çatışmalara, çevresel tehditlerden kimlik ve hafıza sorunlarına kadar geniş bir yelpazede riskleri perdeye taşımaktadır. Sinema bu bağlamda yalnızca estetik bir sanat dalı değil, aynı zamanda ülkenin risk haritasını sezgisel biçimde işaret eden bir toplumsal bellek aracıdır.

2026 Türkiye Risk Raporu kapsamında, son yıllarda öne çıkan yönetmen ve filmlerden derlenen bu tablo, sanat eserlerinde işlenen temalarla ülkenin karşı karşıya bulunduğu riskleri buluşturmayı amaçlamaktadır. Türk sineması, politik kutuplaşmadan çevresel krizlere, toplumsal hafızadan dijitalleşmenin yarattığı belirsizliklere kadar farklı risk alanlarını yansıtarak, raporun kavramsal çerçevesine kültürel bir derinlik kazandırmaktadır.

… devamı raporda …

Güvenli mi Zorunlu mu ?

Jeopolitik Risklerin Gölgesinde Altın

Altın, 2024 yılında küresel finansal sistemde yeniden “güvenli liman” kimliğini güçlendiren temel varlıklardan biri olmuştur. Artan jeopolitik gerilimler, yüksek enflasyon ve para politikalarındaki belirsizlikler, yatırımcıların ve merkez bankalarının rezerv tercihlerinde altına yönelimi hızlandırmıştır. Bu süreçte, altın yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda küresel finansal istikrarsızlık karşısında rezerv güvenliği ve parasal teminat aracı olarak öne çıkmıştır.

2024 yılı itibarıyla arz tarafında maden üretiminin durağan kalmasına karşın geri dönüştürülmüş altındaki artış dikkat çekmiştir. Fiyatlardaki güçlü yükseliş, bireylerin ve kurumların satış yönlü davranışlarını artırarak arz yönünde volatilite yaratmıştır. Talep tarafında ise mücevher tüketimi ve sanayi kullanımında bir daralma gözlenirken, teknoloji temelli talep kısmen artış göstermiştir. Bu tablo, altın piyasasının klasik döngüsünü teyit eder niteliktedir: yüksek fiyat – zayıf tüketim – güçlü yatırım talebi.

Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesinde altına verdiği önem, küresel finans mimarisinde doların baskın rolüne karşı “stratejik hedge” işlevi görmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2024 yılı boyunca sürdürdüğü net alımlar, bu eğilimin bölgesel yansıması olmuştur. Altın, bu dönemde yalnızca finansal bir yatırım aracı değil, aynı zamanda politik risklere karşı parasal sigorta niteliği kazanmıştır. 2025 ve sonrasında da bu eğilimin, yüksek fiyat seviyelerine rağmen korunması beklenmektedir.

Raporun hazırlandığı günlerde altın tarihi seviyeleri test etmiş ve 4.200 doların üzerini görmüştür. Altın fiyat seviyesi artık bir noktada yorumlanamaz seviyelere ulaşmıştır. Bu durum da global riskler bağlamında değerlendirilmelidir.

… devamı raporda …

Dijital Olgunluktan Sonraki Durak: Yapay Zeka

Yapay Zeka, İş İlişkileri, İstihdam, Verimlilik

Davut Pehlivanlı: Yapay Zeka, İş İlişkileri, İstihdam ve Verimlilik konularını PaperWork firması kurucularından ve CTO’su Gürcan Yücel ile konuştuk.

Gürcan Yücel: Sorularınızı cevaplamadan önce bir konuyu açıklığa kavuşturmakta fayda var. Bazen bu kavramı kendi içimizde biz bile karıştırıyoruz. PaperWork olarak biz bir üretim şirketiyiz. YZ konusuna bir üretim şirketi gözüyle bakarak vizyon, misyon çalışmasından başlayan bir süreci ilerletiyoruz. Amacımız “AI First” bir şirket olabilmek. Ayrıca teknoloji ürünlerimizi de düşündüğümüzde şirketimiz bizim için aynı zamanda bir laboratuvar. Geliştireceğimiz her ürünün ilk kullanıcısı biz oluyoruz.

Diğer yandan biz bir BPM&ECM platform sahibiyiz. Dünyadaki gelişmeleri de göz önünde bulundurarak platformumuza müşterilerimizin işini kolaylaştırmak adına özellikler ekliyoruz. Sorularınızı bir teknoloji sağlayıcısı gözünden cevaplamaya çalışacağım. Teknolojide büyük değişimler bu sektörde olanlar için her zaman vardı. YZ teknolojilerinin hayatımıza daha fazla girmesi ile yaşanan dönüm noktalarının zaman aralıkları kısalmaya başladı. Öyle ki ürün planlamamızı yaptıktan sonra ürünümüzü geliştirirken bile alt yapımızı birkaç sefer değiştirmek zorunda kaldık.

Bu nedenle verdiğim cevapları mümkün olduğunca ürünlerimiz değil şirketimiz hakkında vermeye çalıştım.

… devamı raporda …

Ayna Ayna ...

İstanbul Sanayi Odası İlk 100 Büyük İşletme ve Risk Yönetimi Olgunluk Değerlendirmesi

Uluslararası Karşılaştırma Boyutu

İSO 100 şirketlerinin risk yönetimi olgunluğu, uluslararası ölçekte değerlendirildiğinde hâlâ geride kalmaktadır. Örneğin Fortune 500 veya Avrupa’nın ilk 100 sanayi şirketi raporları incelendiğinde, risklerin yalnızca tanımlanmadığı; aynı zamanda etki–olasılık matrisleri, risk iştahı açıklamaları ve yönetişim organlarıyla ilişkilendirilmiş raporlama standartlarının benimsendiği görülmektedir. Türkiye’de ise bu uygulamaların ancak sınırlı sayıda şirkette hayata geçirildiği tespit edilmektedir. Bu fark, Türk sanayi şirketlerinin yatırımcı güveni, kredi derecelendirme notları ve uluslararası ortaklık süreçlerinde dezavantaj oluşturabilecek niteliktedir.

Politika ve Regülasyon Çıkarımları

2026 yılı itibarıyla Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Kamu Gözetimi Kurumu (KGK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) gibi kurumların, kurumsal risk yönetimi uygulamalarını daha şeffaf ve ölçülebilir hale getirmek için rehber dokümanlar ve zorunlu raporlama standartları yayınlaması beklenmektedir. Bu düzenlemeler, İSO 100 şirketleri için yalnızca uyum zorunluluğu değil, aynı zamanda uluslararası fon ve yatırımcı çekme kapasitesini artıracak bir fırsat alanı sunacaktır. Bu nedenle iç sistemler, iç denetim ve risk yönetimi ekiplerinin şimdiden uluslararası standartlara uyum sağlayacak altyapı yatırımlarını hızlandırmaları büyük önem taşımaktadır.

İSO 100 Şirketleri ve Risk Yönetimi Olgunluğu

Son altı yıldır hazırlanan Türkiye Risk Raporu serisinin bulguları ile İstanbul Sanayi Odası İlk 100 Büyük İşletme’nin faaliyet raporları karşılaştırıldığında, kurumsal risk yönetimi (KRY) uygulamalarında dikkat çekici bir gelişim eğrisi gözlemlenmektedir. 2019 yılında ağırlıklı olarak iç kontrol ve denetim ağırlıklı yapıların hâkim olduğu görülürken, 2022 sonrası dönemde sürdürülebilirlik, iklim riskleri ve dijitalleşme başlıklarının raporlamaya girdiği tespit edilmiştir.

Olgunluk Değerlendirmesi

  • 2019–2021 döneminde raporların çoğunda risk yönetimi bölümleri yalnızca finansal risklere odaklanırken, 2022’den itibaren çevresel ve sosyal risklerin de raporlara dahil edildiği görülmektedir .
  • 2023–2025 arasında ise yapay zekâ, siber güvenlik ve veri koruma risklerinin ilk kez “öncelikli risk” olarak raporlanması, olgunluk seviyesindeki dönüşümün en somut göstergesi olmuştur .
  • Ancak İSO 100 şirketlerinin yalnızca %35’inin risk komitesi ve KRY politikalarını bağımsız bir bölüm olarak raporladığı, çoğunluğunun hâlâ dağınık veya finans altında kısıtlı bir içerikte risk yönetimi sunduğu belirlenmiştir.

2026 için çıkarımlar

  • İSO 100 şirketlerinde bütünleşik risk raporlaması kültürü henüz yeterince oturmamıştır. Çoğu işletme iklim ve dijitalleşme risklerini tanımlasa da, risk göstergeleri (KRI), senaryo analizleri ve stres testleri çoğunlukla eksiktir.
  • Türkiye Risk Raporu 2026, bu boşluğu kapatmak için metodolojisinde İSO 100 şirketlerinin raporlarından elde edilen verileri analitik bir şekilde kullanarak, olgunluk seviyelerini sektör bazlı kıyaslama imkânı sunacaktır.
  • Bu yaklaşım, raporun hem özel sektör hem de politika yapıcılar için karşılaştırmalı bir referans kaynağı olmasını sağlayacaktır.

… devamı raporda …

Türkiye Risk Report (English)

INTRODUCTION

Inside the Vicious Cycle: From Social Fragmentation to Strategic Transformation

We are pleased to present the 2026 edition of the Türkiye Risk Report, marking the seventh publication in this series.

The primary objective of this report is to identify, articulate, and evaluate Türkiye’s economic, social, technological, environmental, and geopolitical risks in a multidimensional framework, assess their likelihood and impact levels, and provide both public policymakers and private-sector executives with a strategic, decision-enabling document.

Since its first release, the Turkey Risk Report has become a widely referenced source, followed by thousands of professionals, cited in corporate annual reports, and used in academic research. It is no longer merely a list of risks—it is a barometer of national resilience and an indicator of institutional awareness.

In previous years, the main themes were:

  • 2024: “A Country Losing Its Future”
  • 2025: “The Rise of Societal Risks or the Collapse of Society?”

This year’s overarching theme is: “Trapped in a Vicious Circle: The Individual and Türkiye.”

Download Türkiye Risk Report 2026

Türkiye Risk Raporu Youtube yayınları

Şirket Terapisi kanalımızda Türkiye Risk raporlarını tartışıyoruz  …

Şirket Terapisi kanalımıza abone olmanız çok önemli …

Şirket Terapisi Youtube Kanalı 

Bize Ulaşın

Risk Raporu serisi ve Stratejik Yönetim hizmetlerimiz için lütfen iletişime geçin.


    Translate »