- Eşisizliğin derinleşmesi
- Beyin göçü ve buna bağlı problemler
- Yaygın Yoksulluk
şeklinde sıralanabilir.
şeklinde sıralanabilir.
Medyascope TV’de, Alphan Telek konuğu İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Davut Pehlivanlı ile Türkiye Risk Raporu’nu ele aldı.
We completed 2021 with trainings and entered 2022 quickly.
training with Prof. Dr. We completed it with Davut Pehlivanlı.
In the last days of 2021 and the first days of 2022, Prof. Dr. We made Turkey Risk Report presentations with Davut Pehlivanlı.
Nasıl ki şirketlerde risk yönetimini merkezden yönetiyoruz ve izliyoruz; kamu kesiminde de risk yönetimi fonksiyonları bakanlık seviyesinde yapılanmayla yetinilmeden Cumhurbaşkanlığı bünyesinde de yapılandırılmalıdır.
Türkiye bu açmazı her kriz, felaket veya ulusal menfaatleri ilgilendiren her türlü olay sonrasında yaşamakta fakat günlük önlemlerle yetinildiği için de kalıcı sistemler yapılandırılamamaktadır.
Cumhurbaşkanlığı bünyesinde risk yönetimi yapılanmasının temel hedefi; pozitif risk kültürünün oluşturulması, risk sorumluluk bilincinin yerleştirilmesi, risk yönetim kapasitesinin (olgunluk seviyesinin yükseltilmesi) olgunlaştırılması olmalıdır.
1. Risk Çerçevesi
Riskler;
· Stratejik riskler
· İçsel riskler (ekonomik kriz, yolsuzluk gibi)
· Dışsal riskler (terör, ekstrem hava olayları, doğal afet, salgın ve siber saldırı gibi)
· Büyük proje kökenli riskler (başarısızlık, maliyet-fayda bozulması gibi)
2. Kurumsal Yönetim Yapılanması
1. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Risk Yönetimi sorumluluğu ve yapılanması: Risk Yönetimi Genel Müdürlüğü oluşturulması
2. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Risk Yönetimi departman/dairesinin/başkanlığının organizasyonu: risk tanımlamadan raporlamaya altyapının tesisi, risk haritalaması vb
3. Cumhurbaşkanlığı Risk Yönetimi Genel Müdürlüğü ile Bakanlıklar, kamu kurumları ve ilgili kuruluş ilişkilendirilmesi (raporlama yönünün tespiti)
4. Aylık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesine aylık risk yönetimi raporunun sunulması
3. Fonksiyonel Yapılanma
1. Anahtar risklerin tespiti, KRI ların tespiti, erken uyarı sistemlerinin-raporlamalarının olgunlaştırılması
2. Senaryoların- algoritmaların oluşturulması, proaktif izleme ve raporlama
3. İletişim ve raporlama kanallarının-altyapılarının olgunlaştırılması
4. Kamu Kurumları ve ilgili kuruluştan Cumhurbaşkanlığı Hükümet yapılanmasına raporlama (icrai, denetim raporlaması değil)
4. Roller
· Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi
· Bakanlıklar
· İlgili-bağlı kurum-kuruluş yöneticileri ve risk yönetimden sorumlu YK-Kurul üyesi (1. Derece savunma hattı) (Örneğin Makine Kimya A.Ş. kritik kurumdur ama yıllık faaliyet raporunda dahi risk yönetimine ilişkin hiçbir bilgi notu ve yapılanması yoktur; bu tür kritik kurumlarda risk yönetiminin olmaması düşünülemez)
· Strateji daireleri – iç kontrol yapılanması ve risk yönetimi sorumluları (2. Derece savunma hattı)
· Cumhurbaşkanlığı Risk Yönetimi Başkanlığı/Genel Müdürlüğü
· Devlet Denetleme Kurulu, İç Denetim Koordinasyon Kurulu, Bakanlık ve ilgili idareler iç denetim birimleri risk ilişkisinin yeniden yapılandırılması
· İlgili-bağlı kurum-kuruluş iç denetim birimleri (3. Derece savunma hattı)
Bu konu aslında dünün konusuydu ama hiçbir zaman geç değildir.
Henüz çok şükür;
· Yanmamış çok ormanımız,
· Müsilajdan uzak kalmış denizimiz,
· Kirlenmemiş su kaynaklarımız,
· İşleyen sanayimiz,
· Yatırım yapan müteşebbisimiz,
· Fikir geliştiren gençlerimiz,
ve dahası var.
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
Direktör / Risk ve Denetim Araştırma Merkezi / İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Kurucu / GRC Management / 360° Müşteri Performans Yönetim Sistemi
Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası, 2020 yılında dolar bazında yaklaşık 717 milyar dolar olaark gerçekleşti.
717 milyar dolarlık GSYİH’nın ise %14’lük kısmı olan yaklaşık 99 milyar dolarlık hacmini ise İSO 500 listesinde yer alan ilk 100 firma gerçekleştirdi.
İSO ilk 100 de yer alan firmalar incelendiğinde toplam 99 milyar dolarlık hacmi meydana getiren firmalardan adet olarak 72 tanesinin hacim bakımından ise toplam 50 milyar dolarlık hacim oluşturan firmaların;
Kamu Kökenli İşletmelerin Riski Yok !
Kamu kökenli 8 işletmenin toplam hacminin yaklaşık 7,6 milyar dolara ulaştığı ve bu işletmelerin neredeyse tamamının yıllık faaliyet raporlarını paylaşmadıkları görülmektedir. Geçmiş yıllara ait ait yıllık faaliyet raporlarına ulaşılan işletmelerinde tamamında Risk Yönetimi konusunda hiçbir açıklama olmadığı dikkatleri çekmektedir.
Özellikle kamu kökenli işletmeler için yıllık faaliyet raporu yayınlama zorunluluğunun getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca pandemi sürecinin kazanımları çerçevesinde kamu kökenli işletmeler için risk yönetimi yapılanmaların zorunlu olması toplumun menfaatine bir adım olacaktır.
Yıllık Faaliyet Raporlarında Risk Yönetimi Açıklamaları
Yıllık faaliyet raporlarında yer alan risk yönetimi açıklamaları aşağıdaki başlıklarda incelenmiştir;
Ayrıca aşağıdaki alanlarda incelenmiştir;
İşletmeler Özelinde Kurumsal Risk Yönetimi Olgunluk Karşılaştırması
İlk 5 maddeye göre faaliyet raporları karşılaştırmalı incelendiğinde aşağıda sıralanan kuruluşların faaliyet raporlarında risk yönetimi uygulamaları hakkında bilgi paylaşımlarının yeterli olduğu 5 kriterin tamamına faaliyet raporlarında yer verdikleri görülmüştür;
Bu işletmelerin ayrıca 11 maddenin tamamı içinde yeterli açıklamalarda bulundukları da görülmektedir.
Risk Envanteri Sınıflandırması
Risk yönetimi konusunda yeterli bilgi paylaşımı yapan işletmelerin faaliyet raporları üzerinden risk envanterleri incelendiğinde geleneksel risk sınıflandırmasına (stratejik, finansal, operasyonel, piyasa, yasal uyum, bilgi teknolojileri ve itibar riskleri) ek olarak aşağıdaki alanlara da risk yönetimi ekiplerinin odaklandığı görülmektedir;
Risk Yönetimi Yapılanmasına İhtiyaç Duymayan Yurtdışı Kökenli Kuruluş
Küresel bir marka olan yurtdışı kökenli bir işletmenin Türkiye iştirakinin faaliyet raporunda risk yönetimi yapılanmamasının olmama gerekçesi aşağıdaki gibi açıklanmıştır:
“Yönetim Kurulu, şirketi tehdit eden veya edebilecek nitelikteki riskleri zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 378 inci maddesinde öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi denetçinin gerekli görüp talepte bulunmaması nedeniyle oluşturmamıştır.”
Yurtdışı kökenli işletmeler incelendiğinde çoğunluğunun yıllık faaliyet raporu yayınlamadıkları veya risk yönetimi açıklamalarının yetersiz olduğu veya hiç olmadığı görülmektedir.
Büyük Yanılgı: Tek Tedarikçi Çin
Global üretim ve tedarik bağlamında bütün dünyanın ve neredeyse de çoğu sektörün üretim ve büyüme stratejilerini Çin odaklı kurguladığını pandeminin ilk haftalarında hissetmeye başladık. Pandemi sürecinde çip krizi başta olmak üzere pekçok sektörde ürün kıtlıkları ile karşılaştık. Adeta bütün dünyanın tek bir tedarikçi ülke etrafında kümelendiği gerçeğini pandemi sürecini yaşamasak farkına dahi varamayacaktık.
Risk Yönetimi ve Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlama Zorunluluğu
Teknik gerekçelerden ziyade sürdürülebilirlik açısından yıllık faaliyet raporu hazırlama zorunluluğu uygulamasına kademeli geçişin yapılması gerektiğini ve yine kademeli olarak hem kamu hem de özel sektör için Risk Yönetimi yapılanmasının zorunlu hale getirilmesi önerilebilir.
Aksi halde doğru bildiklerimizin yanlış ve bilmediğimiz hususların gerçek olduğunu tecrübe ederek öğreneceğiz.
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Kurucu, GRC Management
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) olarak ifade ettiğimiz grupta yer alan işletmeler üretimin yaklaşık %35’ini ve istihdamında yaklaşık %75’ini sağlamaktadırlar. KOBİ’ler yaygınlık açısından milyonlarca kuruluştan oluşurken büyük ölçekli olarak sınıflandırdığımız işletme grubu ise sayıca az fakat hacim ve ölçek olarak ise çok ciddi boyutlara ulaşmaktadır.
Özünde baktığımızda KOBİ’ler ekonominin sigortasıdır çünkü sayıca az hacimce yüksek olan büyük ölçekli işletmelerin ekonomi için oluşturabilecekleri riske kıyasa KOBİ’ler yaygın faaliyet gösterdikleri, ülkenin her tarafında aktif faal oldukları, sahiplik açısından milyonlarca kişiye sahipliğin dağılması ve diğer özelliklerinden dolayı da aslında genel ekonomi sisteminin sigortasıdırlar. Çünkü büyük grup işletmelerinde ortaya çıkabilecek olası yönetim problemleri, aile içi problemler ve diğer ortaya çıkacak krizler ve krizler karşısındaki kırılganlıkları ve bunun sonucunda olası iflas durumları ciddi anlamda ekonomi için risktir.
KOBİ’ler için ise bu durumun tam tersi söz konusudur milyonlarca kişiye yayılmış bir sermaye ve ülkenin her sokağında her mahallesinde aktif faaliyet gösteren işletme grubudur. Bu yüzden KOBİ’lerin sürekliliği istihdam ve diğer metrikler açısından son derece önemlidir.
Ekonominin sigortası KOBİ’lerdir peki KOBİ’lerin sigortası nedir?
KOBİ’lerin sigortası risk yönetimi uygulamaları, kurumsal yönetim uygulamalarına geçiş, ölçülebilir raporlanabilir ve hesap verilebilir bir işleme işletme kültürünü oluşturmak, faaliyet raporlamaları ve bilgi teknolojileri alt yapısı ile karar alma süreçlerinin sağlıklı yürütülmesidir.
Diğer boyutta ise KOBİ’lerin büyük işletmelere kıyasa genel olarak altyapılarının yetersiz olması, sermayelerinin kısıtlı olması, insan kaynaklarının yetersizlikleri ve ölçek ekonomisine ulaşamamış olmaları krizler karşısındaki kırılganlıklarını üst seviyelere taşımaktadır. Bundan dolayı da KOBİ’lerin hem yönetsel hem de risk yönetimi gibi teknik konularda kurumsal olgunluklarını ve kapasitelerini geliştirmiş olmaları hem ulusal seviyede hedeflere ulaşmak ve krizlerden en az etkilenmek hem de KOBİ’lerin geleceğe ulaşabilmeleri ve süreklilik açısından çok kritiktir.
Risk özünde işletme hedeflerinin önündeki engellerdir. Riski stratejik yönetim boyutunda değerlendirdiğimizde ise hem tehdit hem de fırsat boyutu öne çıkmaktadır. Örneğin içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde geleneksel kanallar zayıflarken ve hacimleri düşerken e-ticaret ve eve servis hizmeti verilen bir çok kanalda ise ciddi sıçramalı büyüme gözlemlemekteyiz. Bundan dolayı pandemi hem riskin fırsat boyutunu hem de tehdit boyutunu dikkate alarak yönetmemiz gereken ve çok da kısa süreli olmadığını düşündüğümüz muhtemelen de yıllara yayılacak etkileri olacak bir süreçtir.
Bu örnekte olduğu gibi işletmelerin her türlü gelişmeye cevap verebilmeleri alt yapıları ve vizyonları ile mümkündür. Bu türdeki olaylar, krizler, deprem ve diğer doğal afetler karşısındaki işletmelerin isabetli kararları uygulamaya alabilmeleri hem risk yönetimi gibi alternatif senaryolarla şekillenmekte hem de işletmenin vizyonu, ürün gamı, kanalları, müşteri portföyü ve tedarikçi portföyü gibi işletme alt yapıları ile mümkün olabilmektedir.
Teknik açıdan kurumsal risk yönetimi faaliyetlerinin işletmelere anlık operasyonel maliyet yükü zannedildiği gibi yüksek değildir ve işletmenin geleneksel çalışma koşullarını olumsuz olarak etkilememekte bir anlamda işletmelerdeki süreçlerin iyileştirilmesi, kadük kalmış geleneksel konuların çözülmesi ve diğer yeni uygulamalar ile sektörel kıyaslar sonucunda işletmenin vizyon ve stratejilerinin güncellenmesine katkıda bulunmaktadır.
Risk yönetimi sadece döviz kuru riski kapsamında bankacılık üzerinden türev ürün bağlantısının yapılması değildir veya sadece alacak riski kapsamında alacak sigortası yaptırılması da değildir. Kurumsal risk yönetimi sadece finansal ve operasyonel açılardan değil bütünleşik bakış açısıyla tüm riskler karşısında farkındalığın yükseltilmesi, işletmenin ihtiyaç duyduğu alanların iyileştirilmesi, riskler karşısında alternatif senaryoların hazırlanması ve kurumsal olgunluğun yükseltilmesidir.
KOBİ’lerin risk yönetimi açısından avantajlı yanlarını sıralayacak olursak; hacimlerinin düşük olmasından dolayı esnektirler, çalışan sayılarının az olmasından dolayı iletişim güçlüdür ve çeviktirler, genelde tek faaliyet alanına konsantre oldukları için yetkinlik ve tecrübe yüksektir.
KOBİ’lerin risk yönetimi açısından dezavantajlı yanları ise işletme sermayelerinin sınırlı olmasından dolayı kullanılan banka kredilerinin seviyesi işletmenin geleceğini çok yakından etkilemektedir, insan kaynakları açısından yetkinliklerinin düşük olması ve bundan dolayı da uzmanlık bilgisinin önemli olduğu alanlarda yetersiz olmaları gibi alanlar sıralanabilir.
Son cümle olarak da KOBİ’ler özelinde 2021 yılı için riskli alanları sıralayacak olursak pandemi koşullarının devamı ve kısıtlamalara bağlı olarak hacim ve ciroların düşmesi, alacak tahsilat riski, faiz oranı yükselmesi ve finans maliyetlerinin artması, döviz kur riski, deprem ve doğal afetler riski ile teknolojideki gelişmelerin gerisinde kalma riskleridir.
Risklerin karşısında farkındalığın ve işletme risk yönetimi olgunluklarının yükseltilebilmesi dileğiyle.
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Kurucu, GRC Management
Meraklısına
MÜSİAD Risk Yönetimi ve Sigortacılık Sistemleri Komitesi öncülüğünde hazırlanan MÜSİAD Kurumsal Risk Yönetimi Raporu yayınlandı.
MÜSİAD Risk Yönetimi ve Sigortacılık Sistemleri Komitesi tarafından hazırlanan ve KOBİ’lerimiz başta olmak üzere iş dünyamız için rehber niteliği taşıyan Kurumsal Risk Yönetimi Raporu yayınlandı. Prof. Dr. Davut Pehlivanlı’nın kaleme aldığı raporda, iş dünyasına yönelik mevcut ve olası riskler üzerinden alınması gereken önlemler detaylı bir şekilde ele alınıyor. Rapor, sektörel çalışmalarda risk yönetimine ilişkin önemli bir kaynak durumunda.
Kitap: Alacak Riski ve Yönetimi
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
Alacak Riski yönetimi stratejik boyutuyla müşterinin kabulü ve limit tahsisi ile başlar. Limit tahsisi işletmenin sınırlı kaynaklarının kullanım hakkının devri anlamına gelir. Bundan dolayı da tahsis edilen limit karşılığında gerçekleştirilen ticari hacim kısa vade de işletmenin ciro hedeflerine ulaşmasını ve uzun vade de ise işetme değerini direkt etkileyecektir.
Operasyonel boyutuyla alacak riski yönetimi, müşterinin tahsis edilen limiti verimli kullanması, ödeme vaadine uyumunun izlenmesi ve nihai olarak da batak riskinin proaktif olarak yönetimi aşamalarından meydana gelir.
SÜRDÜRÜLEBİLİR EĞİTİM GELİŞİM VE MÜKEMELLİK DERNEĞİ tarafından düzenlenen 4. Fikir İstasyonu’nda buluştuk ve Risk Yönetimi ile Değişim arasındaki ilişkiyi konuştuk. 10 Haziran’da Zoom üzerinden “Sürdürülebilirliğin Yönetimi”ni tartıştık. SEGM YK Başkanı Çağlar Çabuk’un açılış konuşmasının ardından istasyonun panel oturumuna geçildi ve Celal Seçkin ‘in moderatörlüğünde; liderlik, değişim ve risk yönetimi ile organizasyonel eğitim ve gelişim boyutları sürdürülebilirlik dinamikleri arasında tartışıldı. Mondi Tire Kutsan CEO’su Sevinc Yener Çimecioğlu, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Pehlivanlı ve TSPB Eğitim Müdürü Gokhan Buyuksengur, Ph.D. ‘ün konuşmacı olduğu Fikir İstasyonu büyük kitleye ulaştı.
Pandemi Sürecinde Risk Yönetimi ZOOM Toplantısı 14 Mayıs 2020 Perşembe günü saat 21:00’da gerçekleştirildi.
Yaklaşık 5 aydır pandemi sürecinin bireylere, işletmelere ve kamu düzenine etkilerini yaşıyoruz diğer bir ifadeyle tarihe tanıklık ediyoruz. 14 Mayıs Perşembe saat 21:00’da Pandemi Sürecinde Risk Yönetimi’ni Kurumsal Risk Yönetimi Derneği Başkanı Dogu Özden ile tartıştık.