
Türkiye’nin gerçek sorunları için liderlik yapan dernek, vakıf ve STK sayısı ne yazık ki çok sınırlı.
Bir vergi değişikliği gündeme geldiğinde, ilgili STK’lar hemen ses yükseltiyor.
Bürokrasi ve ona yakın dernekler, maaş artışları yetersiz kaldığında kendini koruma refleksiyle harekete geçiyor.
Konu sektörel olduğunda ise, sektör dernekleri doğal olarak kendi alanlarını savunuyor.
Bunu eleştirmiyorum; anlıyorum. Bu refleksler bir yere kadar doğal ve meşru.
Ancak sorun şu: Bu aktörler, kendi menfaatleri kadar toplumun bütününü ilgilendiren konularda neredeyse hiç sahada değiller.
Görmüyoruz, duymuyoruz.
Etkisi olan raporlar yok, süreklilik yok.
Çoğu zaman yalnızca kendi dar menfaat alanları tehdit edildiğinde kış uykusundan uyanılıyor.
İşte bu, asıl sorun.
Toplumun tamamını ikna edecek, kuşatacak ve iktidar–muhalefet ayrımı gözetmeden siyasi erkleri harekete geçirecek çalışmalar yapılmadıkça, bu fasit daireden çıkmamız mümkün değil.
Hem Türkiye’de hem dünyada siyasi aktörler bunu çoktan keşfetmiş durumda: küçük ve örgütlü bir grubun talebini kısmen karşılayıp, tabiri caizse “sus payı” vererek konuyu kapatıyorlar.
Bazen de bu küçük grup çok büyük olup tüm planlaarı bozabiliyor: EYT gibi.
Ta ki yeni bir talep gelene kadar…
Bu arada ise toplumsal meseleler konuşulmuyor.
Asıl ihtiyacımız olan ise; kendini değil, toplumu önceleyen sivil liderlik.
#SivilToplum #STK #Liderlik #KamuPolitikası #Yönetişim #Türkiye hashtag#ToplumsalSorunlar #RiskYönetimi #KurumsalAkıl
Bir yanıt yazın