
Bugünlerde Istanbul Chamber of Industry için Gıda raporunu tamamlamak üzereyiz. Rapor hazırlıkları için kendimi güncellerken her konuyu risk yönetimi bağlamında ele almak gibi kötü bir huyum var. Bu bağlamda Sözleşmeli Tarım ile ilgili tespitlerim aşağıda.
Bu konuların devamı için Şirket Terapisi Youtube kanalımızı takip etmenizi çok isteriz.
Sözleşmeli Tarım: Devletin Çözemediğini Şirket Çözebilir mi?
Tarım politikasında bir paradoks var.
Devlet fiyatı sabitleyemiyor. Destekleme alımları gecikiyor, müdahale fiyatları enflasyonun gerisinde kalıyor, çiftçi bir yıl domates ekerek kazanıyor, ertesi yıl aynı tarlayı sürerek zarar ediyor. Fiyat sarkacı durmuyor.
Bu boşluğu doldurmak için özel sektör devreye giriyor. Adı: sözleşmeli tarım.
Ama burada kritik bir soru var: Devletin başaramadığı bir sorunu şirket gerçekten çözebilir mi, yoksa sadece riski yeniden dağıtır mı?
Dünya Bu Riski Nasıl Yönetiyor?
Modelin en olgun örnekleri incelendiğinde tablo çarpıcı:
ABD’de Tyson Foods ve Perdue, kümes hayvancılığında onlarca yıllık entegrasyon sözleşmeleriyle bir sistem kurdu. Çiftçi yatırım yapıyor, şirket yem, civciv, teknik destek ve satın alma garantisi veriyor. Sonuç? Çiftçi artık bağımsız üretici değil, “bağımlı müteahhit.” ABD Kongresi bugün hâlâ bu monopsony sorununu tartışıyor.
Hindistan’da PepsiCo, Punjab’da patates üreticileriyle 1990’lardan itibaren Lays tedariki için sözleşme yaptı. Tohum, bilgi, fiyat garantisi sundu. 2021’de çiftçiler mahkemeye taşıdı. “Sözleşme bizi köleliştiriyor” dediler. PepsiCo geri adım atmak zorunda kaldı.
Tayland’da CP Group ise entegre tavukçuluk modelini önce iç piyasada kurdu, sonra Çin’e, Türkiye’ye, 20’den fazla ülkeye ihraç etti. FAO bu modeli “başarılı” sayıyor. Ama başarının bedeli: küçük üreticinin zincirden çıkması.
Türkiye Ne Yapıyor?
Türkiye’de sözleşmeli tarım 1990’lardan beri var. Tat, Tukaş, Cargill, Unilever, Danone… Ama hep parçalı, hep kırılgan kaldı.
Neden?
Çünkü güven sorunu yapısal. Fiyat yükselince çiftçi ürünü spot piyasaya satıyor. Şirket buna karşı avansı ve girdi finansmanını sözleşmeye bağlıyor. Sonunda sistem bir güven sözleşmesi değil, bir borç ilişkisine dönüşüyor.
Asıl Gerilim Noktası
Sözleşmeli tarım çözmek istediği sorunu yapısal olarak taşıyor:
Fiyat riski çiftçiden şirkete geçer. Ama güç de çiftçiden şirkete geçer.
Bu denklem uzun vadede sürdürülebilir değil.
Dünya Bankası ve FAO’nun önerdiği “dengeli model” aslında hibrit bir mimari gerektiriyor: Devlet minimum fiyat tabanı koyar, şirket üstünü garanti eder, çiftçi de sözleşme dışı esnekliğini belirli ölçüde korur. Yani devlet tamamen çekilmiyor, rol değiştiriyor.
#SözleşmeliTarım #RiskYönetimi #GRCManagement #TarımPolitikası #TedarikZinciri #YönetimKurulu #BoardMember #GıdaGüvenliği #Sürdürülebilirlik #ŞirketTerapisi #İSO #İstanbulSanayiOdası #GRC #Agribusiness #FoodSecurity #SupplyChainRisk
Bir yanıt yazın