Tahmin edilenin aksine Trump ile birlikte Çin ürünlerine gelmesi beklenen gümrük tarifelerinde ki muhtemel ek yükümlülükler aynen fiyat artışına yansımayacak.
Neden yansımayacak …
Çin’in rekabetçi gücü maliyeti avantajları hammadde sübvansiyonları beklenenin üstünde. Yani Çin öncelikle pazar kaybı yaşamamak için gelen ek yükümlülükleri önce kendi marjından karşılayacak sübvansiyonlardan karşılayacak bir planı var zaten.
O yüzden temel beklenti örneğin %40 ek maliyet geldi maksimum %10 civarında fiyatlara yansıyacak.
Diğer taraftan ise kaybedilen pazar kaybını telafi etmek için ise zaten maliyet marjı da ortaya çıktığı için başka ülkelerde ise bu durum daha rekabetçi fiyat olarak yansıyacak.
Rekabetçi fiyat konusu olmaz demeyelim pandemi döneminde önce çip krizi ile birlikte mal-ürün kıtlığı shortage yaşandı ama sonrasında Rusya savaşı gibi nedenlerle bazı pazarların kapanmasıyla mal-ürün bolluğu ve fiyatlarda geri çekilme yaşandı.
Adam Smith’in yanından geliyorum, nasıl olduğunu soracak olursanız; neler neler söylemek istiyor ama dili dönmüyor bende tercümanın olayım senin dedim sağolsun kırmadı ve kabul etti, buyrun devam edin;– Elimden dilimden birşey gelmez ama bunları öngördüm ve yazdım diyor, olmaz keşke yazıp eşeğin aklına karpuz kabuklarını getirmeseydin dedim, haklısın cevabını verdi …
Güzel haber ihracatımız geçen yılın Ocak temmuz dönemine göre %4.1 artış gösterdi.
Mevcut koşullarda dolar kurunun enflasyon gerisinde kalmasına rağmen bu artışın kaydedilmiş olması özellikle global konjektür içerisinde değerlendirilmeli analiz edilmelidir.
Global piyasalardan edindiğimiz bilgilere göre şubat ve temmuz başındaki Çin’de gerçekleşen çalışan maaşlarına yönelik vergi artışları Çin’deki maliyetlerin hem artırdı hem de artmaya devam edeceğini gösterdi. Avrupa kökenli şirketlerin Çin’e verdikleri siparişleri olumsuz etkilemeye başlamıştı bunu ay ay artık Türkiye için olumlu olarak göreceğiz ihracat artışının bir kısmını Çin’de yaşanan maliyet artışı ile birlikte değerlendirmek lazım.
Diğer bir etken de Rusya Savaşı’nın devam ediyor olmasını gösterebiliriz.
Fakat buradaki değerlendirmeleri Türkiye’deki maliyet artisini göz ardı ederek yaptığınız taktirde doğru sonuca ulaşamayabilir doğru politikalardan taviz verebilir politikaları önemsiz görebilirsiniz Türkiye’deki maliyet artışı gerçekten çok yüksek bu maliyetlerle sürdürülebilir ihracat rakamlarına ulaşmamız çok zor bu noktada bizim imdadımıza yetişen konu tamamen global gelişmeler şeklinde özetlenebilir.
Peki sürdürülebilir ihracat nasıl sağlanacak çok tabii ki verimlilik inovasyon ve manuel kas gücüne dayalı işlerden robot teknolojisi ve yapay zekaya geçişle birlikte mümkün olabilecek aksi takdirde biz bu konuda Çin tekrar konumunu güncellediğinde Rusya Ukrayna Savaşı bittiğinde Orta Doğu‘daki İsrail Filistin savaşı sona erdiğinde tekrar biz ihracatta sıkıntı yaşamaya başlayabiliriz o yüzden asıl kritik problemlerimizi çözmemiz proje geliştirmemiz hem kamu kesimi hem de şirketler tarafından bütçe ayırıp projeler geliştirmemiz gerekiyor.
Ocak-Temmuz döneminde ihracat %4,1 arttı, ithalat %8,3 azaldı
Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %4,1 artarak 148 milyar 738 milyon dolar, ithalat %8,3 azalarak 198 milyar 676 milyon dolar olarak gerçekleşti.
#ekonomi #ihracat #verimlilik
IMF programı istiyoruz dövizleri yazıp toplumsal haraketi başlatmamız lazım neden?Türkiye aslında IMF programını IMF’siz yapmaya çalışıyor ve bu seçim nelere yol açıyor.Öncelikle IMF devrede olmadığı için daha yüksek borçlanma maliyetlerine katlanıyoruz.Topluma yansıyan fatura; maaş zamlarının beklenen enflasyona göre ayarlanması ve toplumsal subvansiyonlardaki kesintiler IMF devrede olsaydı işletilecek olan politikaların sonucu olacaktı.
Kurulan her bir teknoparkı yeni bir emlak yönetim şirketi olarak kabul etmemiz lazım. Ardından yapılan her iyi proje sonrasında, uygulamaya geçen her yeni ürün ve uygulama yazılım sonrasında ve eğer o teknoparkta faal şirketler yabancı yatırım çekebiliyorlarsa o zaman Teknopark olursunuz.
Eylül ayı geldiğinde artık yıl bitti gözüyle bakıyoruz hem şirketlerde hem kamu kesiminde. Çünkü şirketler için bütçe kamu kesiminde de orta vadeli program ile birlikte bir takım hedefler ortaya çıkıyor ve bu hedefler çerçevesinde bütün fonksiyonların çalışması ve hedefe ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu beklenti bizim gibi sıradan insanlar için ne kadar kıymetli ve önemliyken diğer yandan bu beklenti siyaset ve bürokrasi için ne kadar önemli bu da ayrı ayrı bir tartışma konusu.
Her birey aslında küçük bir işletmedir.
– Maaşı (bütçesi)
– Hayalleri (hedefleri),
– İmkanları (aktif-pasif yönetimi)
– İhtiyaç ötesi tüketim harcamaları (verimsiz, kpi dan uzak masraflar) gibi
Bir çok açıdan yönetilmesi gereken mikro işletmeyiz.
Çok fazla kapitalist jargon oldu ama yönetmediğinizde ne olur …
Şirketler iflas eder kapanır bireyler iflas eder ya evsiz olur ya da sosyal yardımlara muhtaç kalır …
Daralan Yaşamlar
Hayat pahalılığı riski Global Risk Raporunda ilk sıralarda yer almıştı Türkiye Risk Raporunda ise bu risk daha hard olarak “Derin ya da yaygın yoksulluk riski” olarak yeraldı.
Aşağıdaki haber sürekli bu konuları hatırlatıyor …
Şöyle düşünüyorum ya bu süreçte akıl sağlımız zarar görecek ya da dayanıklılığımız artacak …
Ama her türlü hayat ellerimizin arasından akıp kaçıyor ve biz bunu haketmedik …
Instagram’ın kapatılması aslında hiç sürpriz değil.
2024 yılı Türkiye risk raporunda genel risk sıralamasında medya yankı odaları ve sahte haber riskimedya yankı odaları ve sahte haber riski onuncu sırada yer almıştı.
Medya yankı odaları riski aynı zamanda olasılık açısından beşinci sırada yer almıştı.
Bu verileri değerlendirdiğimizde aslında sürpriz olmayan bir ülkede yaşadığımızı düşünmeliyiz ama her zaman da şaşırıp tartışıyoruz.
Bu tür konuları risk bülteninde tartışıyoruz, Türkiye risk raporunda yazıyoruz ve GRC Management projelerinde ürüne hayata dönüştürüyoruz.
Risklere dair ne oldu, neler yaşandı ve neler gerçekleşti …Ekonomi hedefleri veya toplumun refahı …Adettendir yıl ortasında değerlendirmeler yapılır. Şirketler ise her çeyrek sonunda değerlendirme yapar ve tekrar pozisyonlarını günceller.Türkiye’ye dair şunu söyleyebiliriz: ekonomi kökenli hedeflere ulaşmak için toplum feda edildi.Peki bu ne demek?Acı reçeteyi içmek zorunda kalanlar yani toplumun çoğunluğu için hayat standartlarının düştüğünü ve her türlü zorlukla mücadele içinde olduklarını söyleyebiliriz.








