Şirket Terapisi Youtube kanalında neler konuşuyoruz …
Dolar/TL Kuru ve Reel Sektör Stratejileri
Şirket Terapisi Youtube kanalında neler konuşuyoruz …
Dolar/TL Kuru ve Reel Sektör Stratejileri
Türkiye Risk Raporu 2024 analizi öncelikle Şirket Terapisi youtube kanalında yayınlanacak, aynı günlerde Türkiye Risk Raporu 2024 anket katılımcıları ile mail ortamında paylaşılacak ve Ocak ayı ilk haftasında GRC Management web sitesi ile ilgili platformlarda genel paylaşıma açılacaktır.
Türkiye Risk Raporu 2024 Part I
Risk Yönetimi Hizmetleri kapsamında temelde aşağıdaki hizmetleri veriyoruz. Müşterinin risk yönetimi sisteminden beklentilerine paralel; raporlamadan görev kartlarına, süreç yönetiminden aksiyon alanlarına kadar pek çok alanda iç sistemleri revize ediyoruz.
2023 Riskleri
2023 yılında neler oldu, hangileri tahmin edilebilir, hangileri hem tahmin edilebilir hem de yönetilebilir risk kategorisindeydi …
6 Şubat Depremi
Türkiye sınırları içinde 10 ili etkileyen ve Suriye’de de ciddi etkisi olan yaklaşık 60.000 insanın hayatını kaybettiği deprem.
Tahmin edilebilirlik
Kuşkusuz depremler tahmin edilebilir risk kategorisinde değildir.
Yönetilebilirlik
Deprem riski yönetilebilir riskler arasında yer almaktadır.
Yönetebildik mi?
Bu sorunun cevabı kuşkusuz Hayır.
Türkiye Risk Raporu’nun 7. serisi olan 2026 yılı raporu yakında yayınlanacak …
Deprem vesilesiyle geçmiş yıllar risk raporlarını tekrar gözden geçirdim. Toplumsal hafızamızın zayıflığı ile ilgisi olmadığını bilinçlenme ve eğitim altyapı eksikliği ile ilgili olduğunu düşündüğüm bir durum tespiti yapalım.
Malumunuz 4 yıldır Türkiye Risk Raporu serisini GRC Management olarak yayınlıyoruz. Son 4 yılda deprem başta olmak üzere, yangınlar ve seller dahil pekçok afetle karşılaştık.
Peki, son 4 yılda doğal afetleri ne kadar hatırladık dersiniz?
Bence çok az toplumsal hafızada olması yerel yönetimler ve merkezi hükümet nezdinde çeşitli girişimlerin yapılmasını, afet öncesi ve sonrası pekçok konunun takibinin yapılmasını, alınan veya alınmayan önlemlerden ötürü başta soruşturma olmak üzere çeşitli kademelerde yasal süreçlerin tamamlanmasını ve hesap verilebilirliği bekleriz.
Yasa, yönetmelik, mevzuat veya farklı düzenlemeleri eleştirmeden önce aynada kendimize bakalım. Acaba toplum hafızasında bu konu öncelikli sırada yer almış mı?
Aşağıdaki tablo yıllar içinde doğal afet riskinin sadece 2020 yılında ilk 10 risk arasında 3. sırada yer aldığını gösteriyor.
| Risk | Doğal Afet (Deprem vb) |
| 2020 Risk Envanteri Sıralamadaki Yeri | 3 |
| 2021 Risk Envanteri Sıralamadaki Yeri | 12 |
| 2022 Risk Envanteri Sıralamadaki Yeri | 24 |
| 2023 Risk Envanteri Sıralamadaki Yeri | 18 |
Peki, toplumun çok önemsemediği olsa olsa doğal afet kaynaklı hassasiyetinin dönemsel olarak yükseldiği diğer ifadeyle fikri takipçisi olmadığı bir konuda yerle yönetimler veya merkezi hükümetten beklentiye girmek, talepleri izlemek ve fikri takibe göre tercihlerini yeniden değerlendirmek çok ütopik bir beklenti olmuyor mu?
Son soru zaten bu fikri takibin olmaması bu kadar sık yaşanan doğal afetler sonrasında pekçok konunun eski alışkanlıklarla devam ettirilmesi ile de ilgili değil mi?
O zaman kime, neden, nasıl ve ne kadar kızmamız gerektiğini tekrar düşünmemiz lazım.
Kime kızalım?
Neden kızalım?
Nasıl kızalım?
Ne kadar kızalım?
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Türkiye Risk Raporu Direktörü
Risk Yönetimi Hizmetleri kapsamında temelde aşağıdaki hizmetleri veriyoruz. Müşterinin risk yönetimi sisteminden beklentilerine paralel; raporlamadan görev kartlarına, süreç yönetiminden aksiyon alanlarına kadar pekçok alanda iç sistemleri revize ediyoruz.
Error: Contact form not found.
Risk Yönetimi Hizmetleri kapsamında temelde aşağıdaki hizmetleri veriyoruz. Müşterinin risk yönetimi sisteminden beklentilerine paralel; raporlamadan görev kartlarına, süreç yönetiminden aksiyon alanlarına kadar pekçok alanda iç sistemleri revize ediyoruz.
Error: Contact form not found.
Öncesi
Aslında öncesi de geçmedi elbette analizler yapılacak. Öncesinde sistemin bütün olarak doğru çalışmadığını görüyoruz ve kuralların işlemediğini sonuçlardan çok rahat anlayabiliriz. Buradaki temel sorun yasa, yönetmelik veya farklı bir mevzuat eksikliği değildir. Temel sorun sadece yerel yönetimler veya merkezi hükümette değildir. Temel sorun sadece yerel yönetimler veya merkezi hükümette hangi siyasi görüşün olduğu da değildir.
Temel sorun ticari ahlakın olmaması ve maksimum kara ulaşmak için yan yola sapmayı bırakın da yan yolu otoban yapmaktan geçiyor.
Birey olarak;
· Satın aldığınız gayrimenkule ait zemin etüdü ve problemlerini bilme ve değerlendirme şansınız yok ve bu konu genel olarak belediyenin sorumluluk alanında,
· İmar planında nasıl bir kat irtifakı uygulandığını ve inşaat alanının ne kadar artırıldığını bilme ve değerlendirme şansınız yok ve bu konu genel olarak belediyenin sorumluluk alanında,
· İnşaat üretim sürecinde kullanılan demir ve beton kalitesi başta olmak üzere üretim sürecini bilme ve değerlendirme şansınız yok ve bu konu genel olarak yapı denetim firmalarının sorumluluk alanında,
Dikkat ederseniz burada hiçbir madde de inşaat firmalarına sorumluluk atayamadık. Çünkü kapitalist koşullar ve rekabet ortamında her firma daha fazla inşaat alanı ister, daha fazla kar amacıyla hareket eder, daha fazla fazla maddeleri saymakla bitmez. Şirketlerin önüne bariyeri kuramadığımız takdirde sonuçlarına katlanmak zorunda kalırız. Bu noktada da denetim ve mevzuata uyumun çalışmadığını ve sık çıkan aflarla mevzuata uyumsuzluğun teşvik edildiğini görmekteyiz.
Doğal olarak temel sorumluk alanında yerel yönetimler, merkezi hükümetler, tedarik zincirinde yer alan kurumlar ve diğer paydaşlar yer almaktadır.
Sonrası
Deprem sonrası gelecek sorun alanlarını birey, toplum ve şirketler bazında 3 başlık altında değerlendirmekte yarar vardır.
Birey ve geleceği;
1. En kritik müdahale alanı fiziksel ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması,
2. Psikolojik desteğin zamanında verilmesi ve birçok problemi en başında önleme kapasitesi vardır, Psikolojik destek önemli ve vakit geçirilmeden destek faaliyetleri başlatılmalı,
3. Bireyin yalnızlık ve ümitsizliğe kapılmasının engellenmesi,
4. Geçici yaşam yerlerinde bireyin gündelik rutininin oluşturulması,
5. Eğitime ara verilmemeli ve gençler için bir umut ışığı eğitim kapısı sonuna kadar zorlanmalı,
6. Birey bir an önce üretime geri döndürülmeli ve değersizlik algısına kapılması engellenmeli.
Toplumsal geleceğimiz;
1. Toplumsal birlikteliğin sağlanması,
2. Salgın hastalık gibi kitlesel problemlerin erken safhada önlenmesi,
3. Gelecek kaygısının kaldırılmasına yönelik esnaf, girişimci ve işletme sahibi seviyelerinde çeşitli programların hayata geçirilmesi.
Şirketler açısından gelecek;
1. Söylemesi ve yazması zor ama deprem kaynaklı müşteri iflasları için bir bütçenizin olması ve takibi önemli,
2. Deprem kaynaklı gerçekçi olmayan müşteri ve tedarikçi taleplerinin izlenmesi,
3. Deprem bölgelerindeki ticari faaliyetlerin stratejilerinin güncellenmesi,
4. Deprem kaynaklı bütçe sapmaları için revize bütçelerin yapılması,
5. Deprem kaynaklı vergi maliyetlerindeki olası artışlar için ek bütçelerin yapılması,
6. Şirket lokasyonları, fabrikalar ve lojistik merkezleri için zemin etüdü, deprem değerlendirmesi ve bina güçlendirmeleri gibi hazırlıkların değerlendirilmesi,
7. Afet planlamalarının varsa güncellenmesi yoksa yapılması,
8. Kritik veri, kritik süreç, kritik varlık tanımlarının güncellenmesi ve yedekleme planlarının revize edilmesi,
9. 2023 yılı nakit akış bütçeleri ve gerçekleşmelerinin yakinen takip edilmesi,
10. 2023 yılı enflasyon kur kaynaklı olası maliyet artışlarının bütçe ile ilişkisinin izlenmesi ve başabaş noktasına etkilerinin takip edilmesi,
11. Tahsilat, ciro, maliyet artışı, kredi maliyetleri ve kur senaryolarının güncellenmesi gerekecek.
Muhtemelen liste zamanla uzayacak …
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Türkiye Risk Raporu Direktörü
Risk Yönetimi Hizmetleri kapsamında temelde aşağıdaki hizmetleri veriyoruz. Müşterinin risk yönetimi sisteminden beklentilerine paralel; raporlamadan görev kartlarına, süreç yönetiminden aksiyon alanlarına kadar pekçok alanda iç sistemleri revize ediyoruz.
Error: Contact form not found.
-2023 yılı Türkiye Risk Raporu ülkemizin karşı karşıya bulunduğu riskleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre 2023 yılında yer alan ilk 10 risk; piyasa riski, eşitsizlik riski, döviz kuru riski, bölgesel çatışmalar riski, derin ve yaygın yoksulluk riski, likidite riski, beyin göçü ve buna bağlı nitelikli personel problemleri riski, sahte haberler riski, fikir özgürlüklerine müdahale riski, iş gücünün niteliksel eksiklikleri riski olarak ön plana çıkıyor.
–Kısa, orta ve uzun vadede karşı karşıya bulunduğumuz bu riskler; ekonomik riskler, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik riskleri ön plana çıkabiliyor. Bu riskler gerçekleştiği takdirde hem dünyaya hem de ülkemize önemli zararlar verebilir.
Bu risklerin olası zararlarını azaltacak mekanizmaların hem bireysel, hem kuruluşlar, hem de devletler nezdinde titizlikle oluşturulması gerekiyor. Bu konuda uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.
Risklerin hem bireyler hem de kuruluşlar açısından her alanda arttığı ve çeşitlendiği bir ortamda yaşıyoruz. Ekonomik, finansal, toplumsal, çevresel pek çok risk hayatımızı derinden etkiliyor. Bu risklerle baş etmek ve yönetmek daha da zorlu hale geliyor. Yayınlanan 2023 yılı Türkiye Risk Raporu ülkemizin karşı karşıya bulunduğu riskleri kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Prof. Dr. Davut Pehlivanlı ve diğer katkıda bulunanlar tarafından anket çalışmasına dayanılarak hazırlanan rapor çarpıcı tespit ve analizleri içeriyor.
TÜRKİYE RİSK RAPORU’NA GÖRE 2023’TE İLK 10 RİSK
Ulusal düzeyde kamu kesimi ve özel sektörün karşılayabileceği anahtar risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesini hedefleyen, olasılık-etki analizi yapılarak hazırlanan rapor; ekonomik, jeopolitik, toplumsal, teknolojik ve çevresel riskleri içeren sınıflandırmayı esas alıyor. 2023 yılında yer alan ilk 10 risk; piyasa riski, eşitsizliğin derinleşmesi riski, döviz kuru riski, bölgesel çatışmalar ve komşularla olası problemler riski, derin ya da yaygın yoksulluk riski, likidite riski, beyin göçü ve buna bağlı nitelikli personel problemleri riski, medya yankı odaları ve sahte haberler riski, fikir özgürlüklerine müdahale riski, iş gücünün niteliksel eksiklikleri riski olarak ön plana çıkıyor.
EKONOMİK RİSKLER, ÖN SIRALARDA YER ALIYOR
Rapora göre 2023 yılı risk sıralamasında üst sıralarda ekonomi temelli riskler yer alıyor. Pandemi sonrasında hem global bazda hem de ülkemizde yaşanan enflasyonist gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı kökenli enerji ve tahıl ürünlerinde yaşanan krizler ile global ölçekte yaşanan resesyon gibi faktörler piyasa, döviz, likidite gibi ekonomik riskleri artırıyor. Eşitsizliğin derinleşmesi riskinin 2022 risk envanterinde 10. sırada yer alırken 2023 envanterinde 2. sırada yer alması hem 2023 yılına yönelik olumsuz beklentileri hem de riskler karşısında bireysel veya şirketler bazında aksiyon alanının daraldığını gösteriyor.
EŞİTSİZLİK VE BÖLGESEL ÇATIŞMALAR RİSKLERİ ARTIYOR
Bölgesel çatışmalar riskinin Suriye iç savaşı süresince dahi risk envanterinde üst sıralarda yer almamasına rağmen Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi sonrasında üst sıralara taşınması beklentilerin kırıldığına ve kritik risklerin gerçekleşme olasılığının arttığına yönelik bir kuvvetli sonuç olarak okunabilir. Derin ya da yaygın yoksulluk riskinin 2022 risk envanterinde 9. sırada yer alırken 2023 risk sıralamasında 5. sırada yer alması eşitsizliğin derinleşmesi riskinin yükselişine paralel bir yaklaşımla değerlendirilebilir.
BEYİN GÖÇÜ NEDENİYLE NİTELİKLİ PERSONEL RİSKİ DERİNLEŞİYOR
Beyin göçü ve buna bağlı nitelikli personel problemleri riski, risk envanterinde 7. sırada yer alıyor. Beyin göçü riski, global çalışma hayatında yaşanan değişim, pandemi ve devamında uzaktan çalışma kültüründe yaşanan değişimin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Medya yankı odaları ve “sahte haberler” riski, risk envanterinde 8. sırada, fikir özgürlüklerine müdahale riski 9. sırada, iş gücünün niteliksel eksiklikleri riski ise 10. sırada yer alıyor. İşsizlik riski ile iş gücünün niteliksel eksiklikleri riski birlikte görülüyor.
GELECEK 5 YILDA HANGİ RİSKLER, ÖN PLANDA OLACAK?
2023 yılında ilk 10 risk sonrasında gelen diğer risk beklentilerine bakıldığında ise; Anayasa ve sivil toplumun erozyonu riski, kredi ödeme problemleri riski, işsizlik riski, insan haklarını ihlali riski, varlık fiyatlarında balon etkisi riski, büyük veri dolandırıcılığı, su krizleri riski, doğal afet riski, dijital dönüşümde global rakiplerin gerisinde kalma riski, çevresel felaketler ve biyoçeşitliliğin çökmesi riskleri sıralanıyor. 5 yıllık projeksiyonda ise yüksek enflasyon beklentisi, ekonomik çatışmalar/ambargo/yaptırım uygulamaları, ekonomik kriz, tedarik zinciri aksaklıkları, dövize erişim problemleri, enerji krizleri, yaptırımlarla karşılaşma, reel sektörde iflaslar, zorunlu göç riskleri ilk sıralarda yer alıyor.
GLOBAL VE ULUSAL RİSKLER ARTIYOR
Gelir dağılımında adaletin bozulduğu, işsizlik baskısının, konut temininde yaşanan problemlerin global ve ulusal ölçekte arttığı, enflasyon kaynaklı bireysel iflasların yaşandığı ve teknoloji kökenli gelişmeler sonucunda istihdam alanlarının daraldığı günümüzde iş gücünde hareketlilik artıyor ve sınırları aşıyor. İklim değişikliği, sürdürülebilirlik, pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve bağlantılı yaptırımlar, ABD-Çin arasında başta olmak üzere çeşitli bölgelerde yaşanan çatışma ve çekişmeler ve bunların ortaya çıkardığı veya etkilediği enerji, göç gibi krizler ve gelişmeler riskleri artırıyor.
ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ GEREKİYOR
Kısa, orta ve uzun vadede karşı karşıya bulunduğumuz riskleri farklı çalışmalar ile farklı perspektif ve önceliklerden değerlendirmek mümkün. Bazı açılardan ekonomik riskler ön plana çıkarken, diğer açılardan iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik riskleri ön plana çıkabiliyor. Bununla birlikte nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin, karşı karşıya bulunduğumuz risklerin giderek çeşitlendiğini, olasılıklarının yükseldiğini ve gerçekleşmeleri durumunda hem dünyaya hem de ülkemize önemli zararlar verebileceğini ifade etmek yanlış olmayacak. Bu nedenlerle karşı karşıya bulunduğumuz risklerin olası zararlarını ve etkilerini azaltacak ve yönetmeyi mümkün kılacak mekanizmaların hem bireysel, hem kuruluşlar, hem de devletler nezdinde titizlikle oluşturulması, bunun yanı sıra bu büyük risklerle baş etmek için uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi önem taşıyor.
Gürdoğan Yurtsever
Muvzuat Uyum Derneği Başkanı
yurtsever@turcomoney.com
Yazının devamı için tıklayınız: Turcomoney
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Risk ve Denetim Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Davut Pehlivanlı ile “Yeni Normalin Gölgesinde Ekonomi ve Risk Yönetimi” konularını konuştuk. İGİAD Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Demir moderatörlüğünde gerçekleştirdiğimiz söyleşimizde gündeme aldığımız konular: 1. Ulusal Risk Envanteri çalışmalarında önem derecesine göre ilk 10 risk maddeleri. 2. İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’yi ekonomik olarak zorlayacak faktörler. 3. Rusya – Ukrayna savaşı hem Türkiye hem de Dünya için etkileri. 4. Göç ve değişen demografik yapı, ekonomi üzerinde bir etkileri. 5. Risk yönetimi olgunluğunu kuruluşlar (kamu ve özel) bazında değerlendirilmesi. 6. Yoksulluk riski değerlendirilmesi. 7. Bu yılki yüksek enflasyon beklentisi. 8. Alacak riski ile işletmelerin alacağı önlemler. 10. Global riskler ve Türkiye’nin riskleri arasındaki ilişki. 11. Teknolojideki ilerlemeler ve riskler. 12. Riskler ve yabancı yatırımcı ilgisi ile şirket satın alma m&a boyutu. 13. Ülke olarak risklere karşı bakış açımız. 14. Ülkemizde özellikle hangi risklere dikkat etmeliyiz.
Söyleşiyi izlemek için tıklayınız: https://www.youtube.com/watch?v=MfnYFi3T6mI&t=2s
Global Riskler ve Türkiye Riskleri Benzer mi? Yoksa Ayrıştık mı?
Global risk raporunda yer alan ilk 10 riskin 4 tanesinin Türkiye risk raporu çalışmasında direkt olarak karşılıkları yer almaktadır. Türkiye risk raporunda çevre kökenli riskler ilk 10 risk arasında yer almazken global risk raporunda ilk 10 risk arasında 5 adet çevre kökenli risk yer almaktadır. Global risk raporunda ilk 10 risk arasında 1 tane bilgi teknolojileri kökenli risk yer almıştır. Buna karşılık Türkiye risk raporunda ilk 10 risk arasında bilgi teknolojileri kökenli risk yer almamaktadır.
Global risk raporu ve Türkiye risk raporunda yer alan ortak riskler toplumsal riskler ve jeopolitik kökenli risklerdir.

Global risklerde 1. sırada yer alan yaşam maliyetlerinin artışına yönelik riskin karşılığı olarak Türkiye risk envanterinde 2. sırada eşitsizliğin derinleşmesi riski ve 5. sırada derin ya da yaygın yoksulluk riski yer almaktadır. Global ölçekte risk; yaşam maliyetinin artması olarak insan hayatına yansırken Türkiye ölçeğinde ise risk yaygın yoksulluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum Türkiye’de orta ve alt gelir gruplarının geleceği açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Global risklerde 3. sırada yer alan jeo-ekonomik çatışma riskleri Türkiye risk raporu çalışmasında 5 yıllık projeksiyon kapsamında risklerin sıralanırken ekonomik çatışmalar riski olarak envanterde yüksek riskler arasında yer almıştır.

Global risklerde 5. sırada yer alan toplumsal kutuplaşma ve sivil toplumun erozyona uğraması riskinin Türkiye risk envanterinde karşılığı 11. sırada anayasa ve sivil toplumun erozyonu riski olarak yer almaktadır.
Global risklerde 10. sırada yer alan büyük ölçekli göç riski Türkiye risk raporu çalışmasında 5 yıllık projeksiyon kapsamında riskler sıralanırken zorunlu göç ve devamı riski olarak sorgulanmış ve ağırlıklı olarak yüksek ve çok yüksek risk olarak skorlanmıştır.
Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Türkiye Risk Raporu Direktörü
Kriz Dönemlerinde İşletme İçi Hile Teşebbüsleri ve Yönetimi
Eğitmen : Prof. Dr. Davut Pehlivanlı
Tarih : 16, 23 ve 30 Mart 2023
Saat : 19:30 – 21:30 (6 Saat)
Zoom Platformu
Amaç : Hileler gerek bankacılık kesimi gerekse de reel sektör işletmeleri tarafından sıklıkla karşılaşılan çok temel bir yönetim problemidir. Küreselleşme ve teknolojide yaşanan gelişmeler sonucu işletmelerin karmaşıklaşan iş ortamları hileye ve hileli işlemlere uygun zemin vermektedir. Eğitimin temel amacı hileler karşısında temelde farkındalık oluşturmak nihai olarak da hile karşıtı önlemler konusunda farkındalık kazandırmaktır.
Kimler katılmalı : İç denetim mekanizması olmayan fakat bu yönde karar aşamasında olan işletme yöneticileri, iç denetim – iç kontrol birimi personeli ve iç denetim alanında kariyer yapmak isteyen istekliler.
Eğitim Akışı :
Eğitim linki ve kayıt için tıklayınız