
Bazen bir fotoğraf/grafik/infografik herşeyi daha hızlı ve keskin özetler …
Selçuklu mimarisinden bir mesajı metafora dönüştürelim;
Doğuş/Kemal/Olgunluk havuzları.
Modern işletme teorisinden bir kavramı ödünç alalım: ürün yaşam eğrisi ve şirket yaşam eğrileri.
Tıptan bahsetmeye bile gerek yok: doğum ve ölüm.
Peki ya devletler bu kavramlardan hareketle bir analiz yapmak zorunda değil mi? Özellikle tarihte 16 büyük devlet kuran bizler jeopolitik riskleri nasıl okumalıyız?
Jeopolitik riskler hiç bu kadar yüksek miydi?
Belki de doğru soru bu değil.
Risk yönetiminde giderek daha fazla konuştuğumuz kavram şu: Çoklu Kırılganlık
Bugün mesele tek tek risklerin büyüklüğü değil; risklerin birbirini tetikleme kapasitesi.
Her biri tek başına ciddi bir risk başlığı: Suriye, Ukrayna, İran, Venezuela, Tayvan, Grönland…
Ama asıl kırılganlık, bu alanların aynı sistem üzerinde, eşzamanlı baskı oluşturmasından kaynaklanıyor.
Soğuk Savaş’ta risk yüksekti ama simetrikti. Küba Krizi tek odaklıydı ama yoğundu.
Bugün ise riskler:
– Çok aktörlü
– Asimetrik
– Birbirine bağlı
– Ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları iç içe geçmiş durumda.
Bu nedenle artık şu soruyu sormak yetmiyor: Hangi risk daha büyük?
Asıl soru şu olmalı: Hangi risk, diğerlerini harekete geçiriyor?
Risk yönetimi açısından bu; tek senaryolar yerine senaryo kümelerini, tek göstergeler yerine birbirine bağlı kırılganlıkları yönetmeyi zorunlu kılıyor.
Bugünü “en riskli dönem”den ziyade, “en kırılgan dönemlerden biri” olarak tanımlamak daha isabetli.
Jeopolitik Risk raporu ve indeksi linkini meraklısı için buraya bırakalım …
#JeopolitikRisk #ÇokluKırılganlık #RiskYönetimi #StratejikRisk #KüreselRiskler #RiskAnalizi #Yönetişim #Belirsizlik #KrizYönetimi #Jeopolitik
Bir yanıt yazın