Üniversitede toplantılar neyi yönetiyor?
Sekiz yıllık toplantı ve e-posta kayıtları, üç Türk siyasal bilgiler fakültesinin kamuya açık duyuruları ve NYU Stern / Columbia karşılaştırması ışığında: üniversitelerde araştırmayı ortak gündemde ne kadar konuşuyoruz?
3 SBF · 1 Yıllık Dönem
TR Ortalaması
TR Ortalaması
Columbia Business School
Bu yazının eleştiri alacağını biliyorum. Yine de burayı biraz dertleşmek, biraz da uzun süredir zihnimi meşgul eden bir soruyu tartışmaya açmak için kullanmak istiyorum: üniversitelerde araştırmayı ne kadar konuşuyoruz?
Sekiz yıllık bir akademik dertleşme
Üniversiteye döndüğüm tarihten bu yana geçen yaklaşık sekiz yıllık dönemde bütün e-postalarımı ve toplantı davetlerimi gözden geçirdim. Karşıma çıkan genel tablo şöyle:
- Yılda bir akademik açılış veya kapanış toplantısı,
- Yılda bir genel bölüm toplantısı,
- Güz ve bahar dönemlerinde ana bilim dalı düzeyinde yapılan toplantılar,
- Ders planlama ve görevlendirme toplantıları,
- Üniversite yönetiminin veya YÖK’ün kararlarının uygulanmasına yönelik toplantılar,
- Mevzuattan kaynaklanan kurul ve komisyon toplantıları.
Bunların hepsi gerekli olabilir. Üniversite büyük ve karmaşık bir organizasyon; derslerin, sınavların, görevlendirmelerin ve idari yükümlülüklerin kendiliğinden yürümeyeceği açık.
Ancak dikkatimi çeken başka bir durum var: Katıldığım ortak toplantılar içinde, kişisel görüşmelerim hariç, bir araştırma sorusunu veya araştırma projesini birlikte geliştirmek amacıyla düzenlenen neredeyse hiçbir toplantı hatırlamıyorum.
Dönem dönem TÜBİTAK veya başka fon sağlayıcıların çağrılarının tanıtıldığı toplantılar yapıldı. Fakat bunların odağı çoğunlukla belirli bir araştırma problemini tartışmaktan çok proje başvurusu yapılması, dış kaynak bulunması ve üniversiteye gelir kazandırılmasıydı.
Bir-iki akademik konferans ile risk yönetimi ve kamu yönetimi üzerine katıldığım bazı yuvarlak masa toplantılarını bunun dışında tutabilirim. Ancak sekiz yıllık bir dönem için bu sayı yine de düşündürücü.
Buradaki iddiam üniversitelerde araştırma yapılmadığı değil. Elbette yapılıyor. Akademisyenler makale yazıyor, kitap yayımlıyor, kongrelere katılıyor ve projeler yürütüyor. Benim sorum daha farklı: araştırma, üniversitenin ortak gündeminde ne kadar yer buluyor?
Üniversitelerde araştırma yapıyoruz; peki araştırmayı ne kadar ortak gündeme taşıyoruz?
Kurumsal vitrin bize ne söylüyor?
Bu gözlemin yalnızca kişisel deneyimime dayanmasını istemedim. Bu nedenle Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin kamuya açık haber ve duyurularını inceledim.
Tarama 9 Eylül 2025 ile 9 Eylül 2026 arasındaki bir yıllık dönemi kapsıyor. İçerikleri baskın amaçlarına göre üç grupta sınıflandırdım:
- Öğrenci ve eğitim: Dersler, sınavlar, kayıtlar, stajlar, öğrenci etkinlikleri, değişim programları ve mezuniyet süreçleri.
- İdari, kurumsal ve törensel: Atamalar, ziyaretler, protokoller, kurullar, açılışlar, anmalar ve temsil faaliyetleri.
- Araştırma ve bilimsel: Araştırma sonuçları, projeler, bilimsel toplantılar, çalıştaylar, sempozyumlar, yayınlar ve akademik çağrılar.
Ortaya çıkan tablo şöyle:
| Fakülte | Öğrenci ve eğitim | İdari, kurumsal, törensel | Araştırma ve bilimsel | Diğer | Toplam |
|---|---|---|---|---|---|
| Ankara Üniversitesi SBF | 16 (%57,1) | 4 (%14,3) | 7 (%25,0) | 1 (%3,6) | 28 |
| Marmara Üniversitesi SBF | 17 (%73,9) | 1 (%4,3) | 5 (%21,7) | – | 23 |
| İstanbul Üniversitesi SBF | 81 (%66,9) | 18 (%14,9) | 22 (%18,2) | – | 121 |
| Toplam | 114 (%66,3) | 23 (%13,4) | 34 (%19,8) | 1 (%0,6) | 172 |
Kaynaklar: Ankara Üniversitesi SBF duyuruları, Marmara Üniversitesi SBF duyuru arşivi, İstanbul Üniversitesi SBF haberleri, genel duyuruları ve öğrenci duyuruları.
Üç fakültenin yayımladığı 172 içeriğin yaklaşık üçte ikisi öğrenci ve eğitim süreçleriyle ilgili. Araştırma ve bilimsel faaliyetlerin payı ise yaklaşık yüzde 20. Üstelik bu kategoriye giren içeriklerin önemli bir bölümü kongre, sempozyum, yayın duyurusu veya dışarıdan gelen akademik çağrılardan oluşuyor; düzenli olarak bir araya gelip araştırma sorusu geliştirmeyi, proje tasarlamayı veya devam eden araştırmaları tartışmayı gösteren içerikler çok daha sınırlı.
Bu tarama üniversitelerde yapılan bütün faaliyetleri göstermez. İnternet siteleri kurum içi toplantıların tamamını yansıtmayabilir; aynı etkinliğin duyurusu ve haberi ayrı içerikler olarak yayımlanmış da olabilir. Dolayısıyla bu verilerden “araştırma yapılmıyor” sonucu çıkarılamaz. Fakat kamuya açık içerikler, kurumun neyi görünür kılmayı tercih ettiğine ilişkin anlamlı bir gösterge sunuyor. Kurumsal vitrinde araştırma, öğrenci işlemleri ve idari faaliyetlerin oldukça gerisinde kalıyor.
Yurt dışında durum farklı mı?
Karşılaştırma amacıyla NYU Stern School of Business ve Columbia Business School’un kamuya açık içeriklerine de baktım. Burada önemli bir yöntem sınırlılığı var: Türkiye’de incelenen kurumlar siyasal bilgiler fakülteleri, ABD’deki örnekler ise işletme okullarıdır; internet sitelerinin içerik mimarileri de aynı değildir. Bu nedenle aşağıdaki rakamlar doğrudan bir performans sıralaması değil; her iki okulun erişilebilen 20 güncel içeriği üzerinden, kurumların kamuoyuna neyi göstermeyi tercih ettiğine ilişkin sınırlı bir karşılaştırmadır.
| Kurum | Öğrenci ve eğitim | İdari ve kurumsal | Araştırma ve akademik | Toplam |
|---|---|---|---|---|
| NYU Stern – News | 8 (%40) | 1 (%5) | 11 (%55) | 20 |
| Columbia Business School – Press Releases | 1 (%5) | 1 (%5) | 18 (%90) | 20 |
Kaynaklar: NYU Stern haberleri ve Columbia Business School basın bülteni arşivi.
NYU Stern’de araştırma, öğretim, öğrenci deneyimi ve akademisyenlerin güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri birlikte görünür kılınıyor. Columbia’nın basın bülteni arşivi ise çok daha belirgin biçimde araştırma sonuçlarına odaklanıyor; bulgular yalnızca “bir yayın yapıldı” şeklinde değil, sağlık, ekonomi, yönetim ve kamu politikası üzerindeki etkileriyle birlikte kamuoyuna aktarılıyor. Yapay zekâ destekli hemşire planlamasına ilişkin araştırma bunun örneklerinden biri.
Türkiye’deki örneklerde internet sitesi bir duyuru panosu; ABD’deki örneklerde ise araştırma, kurumun kendi hikâyesi.
Başka bir ifadeyle araştırma yalnızca üretilmiyor; düzenli olarak gündeme getiriliyor, yorumlanıyor ve kurumsal kimliğin bir parçası olarak sunuluyor.
Ne yapılabilir?
Çözüm daha fazla toplantı yapmak olmayabilir. Asıl ihtiyaç, mevcut ortak zamanın bir bölümünü araştırmaya ayırmaktır. Örneğin:
- Bölüm ve ana bilim dalı toplantılarında araştırma gündemine düzenli süre ayrılabilir.
- İdari konuların görüşülmediği dönemsel araştırma toplantıları yapılabilir.
- Akademisyenlerin henüz olgunlaşmamış fikirlerini tartışabilecekleri proje klinikleri oluşturulabilir.
- Devam eden araştırmalar kısa sunumlarla paylaşılabilir.
- Genç akademisyenlerin araştırma ağlarına katılımı desteklenebilir.
- İdari görev ve ders yükünün araştırma kapasitesine etkisi düzenli olarak değerlendirilebilir.
- Başarı yalnızca yayın sayısı ve proje geliriyle değil, geliştirilen ortak fikirler ve disiplinler arası iş birlikleriyle de ele alınabilir.
- Fakültelerin internet sitelerinde araştırma sonuçları, toplumsal etkileriyle birlikte daha görünür hâle getirilebilir.
Üniversitenin araştırma misyonu, bireysel akademisyenlerin fedakârlığına bırakılamaz.
Araştırmanın konuşulabileceği zaman, ortam ve kurumsal yapı ayrıca tasarlanmalı:
- Zaman: Ortak toplantı gündeminde araştırmaya düzenli bir yer ayrılmalı
- Ortam: İdari konuların görüşülmediği araştırma toplantıları ve proje klinikleri kurulmalı
- Vitrin: Fakülte sitelerinde araştırma, öğrenci ve idari duyurular kadar görünür olmalı
Sonuç yerine
Bu yazının amacı törenleri, öğrenci etkinliklerini veya idari toplantıları değersiz görmek değil. Bunların her biri üniversite yaşamının gerekli parçalarıdır. Sorun, bu faaliyetlerin araştırmanın ortak gündemini sürekli olarak geriye itmesiyle başlıyor.
Üniversitelerde araştırma yapıyoruz. Makaleler yazıyor, projeler yürütüyor ve kongrelere katılıyoruz. Fakat bunları çoğu zaman bireysel alanlarımızda, birbirimizden habersiz ve kurumsal gündemin dışında gerçekleştiriyoruz.
Risk yönetimi ve GRC alanında çalışan bir akademisyen olarak meseleye ister istemez şu açıdan da bakıyorum: Bir kurumda süreçlerin yürümesi, kurulların toplanması ve mevzuata uyulması, o kurumun temel amacını etkili biçimde gerçekleştirdiğini tek başına göstermez. Bazen bütün idari kontroller çalışırken asıl misyon sessizce geri planda kalabilir. Üniversiteler açısından üzerinde durulması gereken risklerden biri de budur: bütün kurallara uyarken araştırma misyonundan uzaklaşmak.
Üniversitelerde araştırma yapıyoruz; peki araştırmayı ne zaman birlikte konuşuyoruz?
Bu bir performans sıralaması değil, bir vitrin okuması.
Bu yazı, kamuya açık internet sayfalarına yönelik sınırlı bir tarama ile şahsi akademik deneyim ve değerlendirmelerime dayanmaktadır; herhangi bir kurumun resmî görüşünü temsil etmez.
- İnternet siteleri kurum içi toplantıların tamamını yansıtmayabilir; aynı etkinliğin duyurusu ve haberi ayrı içerik olarak sayılmış olabilir.
- Türkiye örnekleri siyasal bilgiler fakülteleri, ABD örnekleri işletme okullarıdır — doğrudan karşılaştırılabilir değildir.
- Veriler tek yıllık ve sınırlı bir örneklemdir; buradan “araştırma yapılmıyor” sonucu çıkarılamaz.
Araştırma, kurumun ortak gündeminde yer alsın.
Risk yönetimi, kurumsal yönetişim ve akademi üzerine yazıları, bültene ve GRC Management içeriklerine tek adresten ulaşın.
Bir yanıt yazın